26 11 2014

Baba Erenlerden

HİÇ HÂLİM MECÂLİM YOK

Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:

- Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?

Bektaşi’de mâzeret hazırdır:

- Vallahi tutmak isterim ama hâlim mecâlim yok.

Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:

- İftara çağırsalar gider misin?

- Doğrusu ne yapar eder giderim.

Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:

- Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun da, kulların davetini kaçırmıyorsun!

Bektaşi’nin yanıtı hazırdır:

- Bunda şaşılacak ne var?

Bilirsiniz ki, Cenâb-ı Hâk merhametlilerin en merhametlisidir ve affedicidir. Fakat

insanlar öyle mi? Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir.

__________________________________________________________________________

PEŞİN NAMAZ

Hoca ile Bektaşi birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca:

- Namaz saati! demiş, başlamış

kılmaya.

Rekât üstüne rekât, selâm üstüne selâm. Bektaşi’nin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş:

- Yahu bu ne uzun namaz böyle?

- Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları da kıldım! demiş hoca.

Tekrar yola koyulmuşlar, bir müddet sonra mola verdiklerinde bu kez namaz kılmak için Bektaşi müsaade istemiş ve başlamış namaza. Ama ne namaz, bitmek bilmiyor! Sonunda hoca dayanamamış:

- Erenler, senin namaz da uzun sürdü!

- Önümüzdeki haftanın namazını kıldım! diye cevaplamış Bektaşi.

Hoca şaşırmış:

-Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş:

- Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

___________________________________________________________________________

CÂMİDE VAAZ

Bektaşi’nin yolu camiye düşmüştür. Câmi imamı o günkü vaazında içkinin kötülüklerinden bahsetmektedir. İmam uzun bir vaazdan sonra cemaate bir de örnek verir:

- Ey cemaat! Eşeğin önüne bir kova su, bir kova da rakı koysanız hangisini içer? diye sorar.

Bektaşi elini kaldırarak imamın sorusunu yanıtlar:

- Suyu içer hocam.

İmam:

- Tabiî ki suyu içer, peki neden? diye sorunca, Bektaşi cevaplar:

- Neden olacak hocam, tabiî ki eşekliğinden!

___________________________________________________________________________


OLMAYAN ŞEY

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:

- Ey ulu Tanrım, bana bol bol şarap ver! diye dua etmiş.

Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:

- Rabbim bana iman ver! diye duâ etmiş.

İki duâyı da işiten hoca Bektaşi'ye dönmüş:

- Bak herkes iman istiyor Allah'tan? Sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun? demiş.

Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:

- Ne yapalım hoca Efendi? Herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.

_____________________________________________________________________________

KAYIK KÜÇÜK

Bektaşi kiraladığı kayık ile Eminönü’nden Üsküdar’a giderken, deniz dalgalanmaya, kayık da sallanmaya başlar. Dalgaların, büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu sezen Bektaşi’nin 
telaşlandığını gören kayıkçı:

- Ne korkuyorsun yolcu? Korkma. Allah büyüktür! diye Bektaşi’yi sakinleştirmek ister.

Kayıkçının bu sözüne içerleyen Bektaşi şu yanıtı verir:

- Allah büyüktür ama, kayık küçücük!

____________________________________________________________________________

İTİBAR

Softanın biri Bektaşi’nin önüne geçmiş:

- Ey Erenler; iyisin, hoşsun, ilim-irfan sahibisin; bir de oruç tutup, namaz kılsan, bizim nazarımızda da itibarın olur o zaman, demiş.

Bektaşi gülümseyerek:

- Sizin nazarınızda itibar kazanmak için, Tanrı önündeki itibarımı zedeleyemem, demiş…..

_____________________________________________________________________________

BİR DE SENİN KULUNA BAK

Bektaşi Baba İstanbul'da gezinirken, padişahın sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir 
binanın yakınından geçmekteymiş. Binanın önünde şatafatlı bir fayton durmaktaymış. Binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhâfızlar selâma durmuşlar. Adam faytona binerken, Bektaşi meraklanmış ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sormuş:

- Faytona binen padişah mıdır acaba?

- Hayır,  padişahın bir kuludur. Cevabını almış. (Bilmeyen dostlar varsa: Padişahlar için halk vatandaş değil, kul idi.)

Bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama bakmış. Sonra da kendi hâline baktıktan 
sonra, ellerine yukarıya açarak söylenmiş:

- Allahım, bir padişahın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak!

56
0
0
Yorum Yaz