Bıçak Kemikte/ Aşık İhsani Şiirleriyle...
24/4/2009 · Kategori: İnceleme
Bıçak Kemikte isimli kitabı
Aşık İhsani'nin Hayat Hikayesi ve Şiirleri (1960)
Ağalı Dünya 2 cilt (1964-1965)
Yazacağım (1966)
Bakalım Hele (1967)
Ozan Dolu Anadolu (Gezi, 1973)
Bak Tarlanın Taşına (1974)
Vur Ağanın Başına (1975)
Dünden Bugüne Aşık İhsani (1976)
Beyaz Köle (1985)
Düş Değil Bu (1993)
Bıçak Kemikte (2002)
Dış bağlantılar [değiştir]
Şiirleri, kitapları kısa özgeAşık İhsanimişi
(İngilizçe) Alevi ve Solcu Aşıklar, 1960-1980
"http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C5%9F%C4%B1k_%C4%B0hsani" adresinden alındı.
Sayfa kategorileri: Yeni ölümler | Halk ozanları | 1932 doğumlular
Halk ozanı Aşık İhsani yaşamını yitirdi
Halkın ve devrimci mücadelenin militan sesi halk ozanı Aşık İhsani yaşamını yitirdi
77 yaşındaki Halk Ozanı Aşık ihsani doğduğu yer olan Amed'de hayatını anlatan belgesel çekimi sırasında rahatsızlanarak hastane kaldırılmıştı. Aşık İhsani, aşırı tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Beyin ve Cerrahi Servisi yoğun bakım ünitesinde bu sabah saatlerinde yaşamını yitirdi. Aşık İhsani bugün yakınları ve sevenleri tarafından Amed'in Şehitlik semtindeki mezarlıkta toprağa verildi.
Aşık İhsani, 68 kuşağı ve sonrasının yaşadığı tarihsel olayları sazıyla sözüyle dile getirerek, Halk(ın) Ozanı olarak 7'den 70'e tüm kesim tarafından bilinmeye başlandı. 1932 yılında Amed'de (Diyarbakır) doğan Aşık İhsani, ağalarla yoksul köylüler arasındaki çelişkiyi, devletin devrimcileri nasıl katlettiğini zalimlerin zulmünün nasıl yıkılacağına kadar ülkemizde yaşanan birçok toplumsal çelişkiyi ve gerçekliği devrimci bir bakış açısıyla saza ve söze dökerek, çağının tanığı olmuştu.
Baskı gördü, hapis yattı fakat yılmadı
Devrimci kurumların etkinliğinden tutunda bir çok demokartik kurumun etkinliklerine katılan Aşık İhsani'nin gerçek ismi İhsan Sırlıoğlu'dur. Aşık İhsani 1970 yılında söylediği ve yazdığı devrimci siyasi mücadeleyi güçlendiren türkleri ve marşları yüzünden tutuklanarak sesi kıstırılmak istendi. Aşık İhsani hapishane yaşamında ve sonrasında da yine çağından sorumlu olmanın bilinciyle mücadelisini devam ettirip ülkeyi karış karış gezerek konserler verdi.
12 Eylül 1980 tarihindeki askeri faşist cunta döneminde kendisine dönük baskılar yüzünden yurtdışına çıkmak zorunda kalan ve uzun yıllar Fransa’da yaşayan Aşık İhsani, 1995 yılında memleketi Amed'e geri döndü.
Değişik halk hikayelerini de toplayıp anlatan Aşık İhsani’nin 'Kerem ile Aslı', 'Aşık İhsani ve Güllüşah' gibi birçok türkülü hikayesi bulunmaktadır. Şiirlerini, 'Ağalı Dünya' (1964-65, 2 cilt), 'Yazacağım' (1966), 'Bakalım Hele' (1967), 'Bak Tarlanın Taşına' (1974), 'Vur Ağanın Başına' (1975) adlı kitaplarda topladı. 'Dünden Bugüne Aşık İhsani' (1976), 'Düş Değil Bu' (1993) ve tüm şiirlerini topladığı 'Bıçak Kemikte' (2002) adlı kitapları yayımlandı. Ayrıca 1973 yılında çıkardığı 'Ozan Dolu Anadolu' adlı antoloji ile gezi izlenimlerinden oluşan 'Beyaz Köle' (1985), adında kitapları bulunmaktadır.
Aşık İhsani'nin bazı şiirleri
Ağalı Dünya
Bizim köyde bir ağayla bir nazlı
Yaşıyordu, yaşıyordu, yaşar ya
Ağanın göbeği, nazlının karnı
Şişiyordu, şişiyordu, şişer ya
Yazacağım
Ağalığın çöküşünü
Gür suların akışını
Fakirliğin kalkışını
Görene dek yazacağım
Sorumluyum ben çağımdan
Düz ovamdan dik dağımdan
Sömürgeni toprağımdan
Sürene dek yazacağım
Kızıl Dere
Dere bizim evimiz , suyu alın terimiz
Söyle nedendir dere vurulur gençlerimiz?
Dere suyun durulmaz, gence kurşun sıkılmaz
Sanma faşist olandan bir gün hesap sorulmaz
Marş
Yürüyelim arkadaşlar
Aydınlığa diri diri
Adımımız geniş geniş
Yumruğumuz iri iri
Yürüyelim yüzler binler
Yıkılsın şu kara günler
Rahatını düşünenler
Aramızda yoktur yerini
Devrimleri eyledik yar
Kurtuluşa sözümüz var
Safımızda savaşanlar
Kim olursa gelsin beri
Yürüyelim yüzler binler
Yıkılsın şu kara günler
Rahatını düşünenler
Aramızda yoktur yerini
Kadın erkek her bir yaşta
Yol bilenler gitsin başta
Makbul değil bu savaşta
Yoksa eğer alın teri
Yürüyelim yüzler binler
Yıkılsın şu kara günler
Rahatını düşünenler
Aramızda yoktur yerini
***
Bıçak Kemikte - Aşık İhsani
Bıçak Kemikte - Aşık İhsani "Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar geliyoruz, geleceğiz, yakındır"
Kaynak: http://www.insanokur.org/?p=7850
Türkülerini dinlemek isterseniz (ki bence dinleyin) http://www.cafrande.org/?p=7112
20 Nisan 2009 tarihinde yitirdiğimiz Âşık İhsani yoksulluk nedeniyle beş yaşına geldiğinde üç kilo ekmek karşılığında bir köy ağasına satılır. Okulda okumayan İhsani, çağdaş şiirler yazıp, başarılı olmuş ve tanınmış bir isim. İşte Âşık İhsani'nin yazdığı şiirleri bulabileceğiniz 'Bıçak Kemikte' politik sertliği taşıyan şiirleri bulunduran bir kitap. İhsani, özellikle 60’lı ve 70’li yıllarda milyonlarca dinleyicisi olan bir halk ozanıdır. Yaşamı Diyarbakır'ın yoksul bir köyünde başlar. Demokrat Parti ile başladığı politik hayatına Türkiye İşçi Partisi ile devam eder.
Ne günlere duruyorsun arkadaş
Yürü kalk olanca hızınla yürü
Bıçak geldi ta kemiğe dayandı
Karınla oğlunla kızınla yürü
Sözüm sana işçi kardeş bak dinle
Gün bugündür yürü zaman seninle
Ayağından kesilirsen elinle
Olmazsa dişinle dizinle yürü
Savaş Alanında
Vurulmuştu; nefes nefes uyandı
Ölenlerden artta kalan tek candı
Çabaladı dizlerine dayandı
Kalktı kalktı kalktı çaresiz
Gücü olsa uçacaktı yurduna
Yem olmadan dağ başı kurduna
Bir geleni varmış gibi ardına
Baktı baktı baktı çaresiz
Çömeldim yanına kaldık tek teke
Bir şeyler söylüyordu can çeke çeke
Aldığı yaradan kan leke leke
Aktı aktı aktı çaresiz
İçten bir ürküntü almıştı onu
Çıkmıyordu kısıktı senin tonu
Akbabalar dönüyordu boyunu
Büktü büktü büktü çaresiz
Bırakmıştı elindeki işini
Yavrusunu, yuvasını eşini
Varan Azraile karşı dişini
Sıktı sıktı sıktı çaresiz
Silahların parladığı o her an
Çukur çukur yanayordu koca han
Böyle cinayetten insanlık çoktan
Bıktı bıktı bıktı çaresiz.
Aşık İhsani
Kitabın Künyesi
Bıçak Kemikte / Aşık İhsani
Berfin Yayınları, 152 sayfa,
Baskı Tarihi: 2002
Aşık İhsani 'nin Hayatı
Asıl adı İhsan Sırlıoğlu’dur. 1932 yılında Diyarbakır’da doğar, küçük yaşta şiir yazmaya başlar. İki yaşında iken babasını kaybeder ve annesi tarafından sıkıntılı ve yoksul bir ortamda büyütülür. Çalışmak için sürekli diğer köylere ve şehirlere gitmeye başlar. 17 yaşındayken İstanbul Büyükçekmece Mimarsinan Köyü’nde maden ocağında çalışmaya başlar. Maden kapanınca lastik fabrikalarında çalışır daha sonra Erzurum’a askere gönderilir. Askerlik sonrası kendi kendine saz çalmaya başlar. Sazı ile Anadolu’yu dolaşmaya başlar. Bu seyehatlerinin birinde Manisa Tarzanı ile tanışır ve bir müddet yanında kalır. Aşık İhsani türkülerini Güllüşah ismindeki hayali bir kıza söylemektedir. 1957 yılında Uşak Şeker Fabrikası’nda çalışmaya başlar. Uşakta bir hapisane müdürü ona senin Güllüşah’ı bulduk der, kız her ne kadar İhsani'nin hayallerindeki Güllüşah değilse de bu kızla evlenir. İhsani ona da saz çalmayı öğretir ve Aşık İhsani ve Güllüşah olarak şehir şehir dolaşmaya başlarlar. Bu ikili halk tarafından oldukça ilgi görmeye başlar. Aşık İhsani ve Güllüşah adlı kitapları yapılır. 1958’de Ankara Radyosu Yurttan Sesler programının şefi Muzaffer Sarısözen tarafından programa davet edilir. Her hafta Çarşamba günleri Güllüşah ile birlikte radyoda türkü söylemeye başlarlar.
Bu esnada Celâl Bayar ve Adnan Menderes ile tanışır ve görüşmeye başlarlar. DP'nin mitingleriyle Türkiye'de dolaşmaya başlar. “Evvel Allah sonra Demokrat Parti” ve benzeri şarkılar yapar. Bu esnada 27 Mayıs Darbesi olur. Türk Ocakları’nın 51. Yıldönümü dolayısyla TRT‘de verilen bir törende alel acele sahneye çıkarılır. Sakalı gögsünde, saçı belinde bir halde sahneye çıkan İhsani’nin söylediği şarkı Başbakan Fahri Özdilek tarafından beğenilmez. Başbakan ayağa kalkarak “Atın şu komünisti oradan …” der ve İhsani şaşkınlık içinde kendini karakolda bulur. O günleri Aşık İhsani şöyle anlatır:
"Demokrat Parti vardı. Benimle ilgilenmişlerdi. Menderes’le beraberdik. Celal Bayar’da tabii. Bizi kendi amaçları için halkın arasına götürüyorlardı. Biz cahildik bilmiyorduk tabii. Halk bizi Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin’in uzantısı olarak görüyorlardı. Ve halk bizim yanımıza toplanıp kalabalık oluşturunca onlar nutuk çekiyorlardı. Ve 27 Mayıs darbesi yapıldı. O zamanın Sıkıyönetim Komutanı Fahri Özdilek geldi başbakan oldu. Ve Fahri Özdilek büyükelçilik adına Etnografya Müzesi’nde bir gece düzenlenmişti. Çağırılan sanatçılar arasında bende vardım. O zaman saçım sakalım vardı. Sazı ayakta çılıyordum. Ve Fahri Özdilek, bakanlar, müdürler ileri gelen bürokratlar arasında oturuyordu. Ben sahneye çıktım. Şu türküyü okudum: “Nedendir be koca tanrı/ Ben ölüyom sen ölmüyon/Şu dünya oldu olalı/Ben ölüyom sen ölmüyon/Anlamak isterim önce/Bu bir doğru mudur sence/Günüm saatim gelince/Ben ölüyom ama sen ölmüyon/Neden benim malım yoktur/Senin malın mülkün çoktur/Üstelik de adın haktır/ Ben ölüyom sen ölmüyon/ İhsani’yem için için/Bak şimdi anladım niçin/Allahsız olduğum için/Ben ölüyom sen ölmüyon” der demez başbakan ayağa kalkı “atın şu komünisti dışarı” demesi bir oldu. Herkes şaşkınlık içindeydi . Polisler beni dövdü, doğru Ankara Yenişehir Karakolu’na. İlk komünist kelimesini orada duydum. Savcı dedi bana ‘seni neyle yargılayalım’ ben dedim ‘halkı uyandırıyor’ diye.... Dedi ‘sen hangi ünversitesinde mezunsun.’ Dedim ‘halk üniversitesinden.’ ‘Ooo demek sen Sovyet Şarkiyat üniversitesindensin.’ Yaz kızım dedi “Şarkiyat Üniversitesi’nden” Alıntı:http://www.evrensel.net/02/12/29/kultur.html
Bir yıl sonra Fransızlar tarafından yapılan bir Türkiye tanıtım filminde karısı ve oğlu Garip ile birlikte yer alır.
1962’de milletvekilleri maaşlarına yapılması istenen zam ile ilgili kararın görüşüldüğü günlerde meclise giderek protesto gösterilerinde bulunur. Belçika Kültür Bakanı ile bir Türkiye ziyareti sırasında tanışır ve gezi dönüşü “Saçı ve sakalı gibi uzun görüşlü Aşık İhsani” olarak Belçika gazelerinde boy gösterir. Türkiye İşçi Partisi'nin kuruluşu birlikte sol hareketlere ilgi duymaya başlar. İlk yazdığı devrimci şiir "Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar Geliyoruz, geleceğiz, yakındır" Şiiridir. Daha sonraki röportajlarında bu döneme kadar ki yaşamını cahillik olarak tanımlayacaktır. Bu dönemde Ağalı Dünya adlı kitabı yayınlanır. Daha önce içinde olduğu Adalet Partisi ile artık düşman olurlar. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında Deniz Gezmiş ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri bayrağını yakarlar. Şiirleri bir çok dergide yayınlanmaya başlar. Bu arada Çetin Altan ile tanışırlar. Çetin Altan onun ve sol çevreden bir çok kişi yazdığı şiirlerin, kitapların Sovyetler Birliği'nden gönderildiğinden şüphelenmektedir. Bu şiirleri okul yüzü görmemiş birinin yazdığına inanmazlar. En son onu konunun uzmanıolan Pertev Naili Boratav’a götürürler. Borotay İhsani’yi dinler ve “İhsani bir halk ozanıdır.” Diyerek İhsani üzerindeki şüpheleri kaldırır. 1977’de Almanya ve Belçika’ya gider ve bu ülkelerde de televizyon programlarına katılır, ödüller alır.1979’da Avusturalya’ya gider. Yüksek tansiyon nedeniyle fenalaşmasının ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahi Servisi’ne kaldırılan Aşık İhsani 20 Nisan 2009 yılında yaşama gözlerini yumdu.
Le Monde'da hakkında çıkan haber
"... İhsani ile söz konusu olan başka şey. Bunu söylerken Bob Dylan'ı, Joan Baez'i, Gospels'in politik olmuş kara derili şarkılarını düşünüyorum. Ray Charles'ın ya da John Holiday'in çığlık türküsü, Charlie Mingus'un yakarı türküsü, Bob Dylan ya da Joan Baez'in yakınma türküsü,Leo Ferre, Branssens'in taşlama türküleri, İhsani sözlerindeki şiddetle karşılaştırıldıklarında adeta çekinden kalırlar. Yalnızca Vietnam Savaşı'na karşı koyan dünya ozanlarında görülen açık sözlü sertlik, İhsani şiirinin ilk göze çarpan özelliğidir. İhsani bu öfkeyi, bu sertliği halkına karşı olan her şeyi yermekte kullanıyor. Kibarlar belki bu tondan inciniyorlar ama bu akım, bu hakaret rayına oturmuştur..."
Kitapları
* Aşık İhsani'nin Hayat Hikayesi ve Şiirleri (1960)
* Ağalı Dünya 2 cilt (1964-1965)
* Yazacağım (1966)
* Bakalım Hele (1967)
* Ozan Dolu Anadolu (Gezi, 1973)
* Bak Tarlanın Taşına (1974)
* Vur Ağanın Başına (1975)
* Dünden Bugüne Aşık İhsani (1976)
* Beyaz Köle (1985)
* Düş Değil Bu (1993)
* Bıçak Kemikte (2002)
Yazacağım
Yazacağım bu can tende
Durana dek yazacağım
Eşitsizlik zincirini
Kırana dek yazacağım
Günüm çıkasıya dardan
Haber gelesiye yardan
Vurguncuyu şahdamardan
Vurana dek yazacağım
Ağalığın çöküşünü
Gür suların akışını
Fakirliğin kalkışını
Görene dek yazacağım
Sorumluyum ben çağımdan
Düz ovamdan dik dağımdan
Sömürgeni toprağımdan
Sürene dek yazacağım
Halkım uyanmasın diye
Gerçekler gizlenir niye
Anayasam raftan köye
Girene dek yazacağım
Benim Oğlumsun
Sana oğlum demem hayatta çiğsen
İstemem başına altın taç giysen
Yetiştirip iki ağaç diktiysen
İşte sen o zaman benim oğlumsun
Zalimin önünde boyun eymezsen
Haram malı helal deyip yemezsen
Ben İslamım o gavurdur demezsen
İşte sen o zaman benim oğlumsun
İyilik etmeyi az çok sezdin mi
Kötüyü gördüğün yerde ezdin mi
Şerefinle gurur duyup gezdin mi
İşte sen o zaman benim oğlumsun
İhsani'yem benim idi giden dün
Yarınlar senindir iyice düşün
İnsan olduğunu öğrendiğin gün
İşte sen o zaman benim oğlumsun
Kara Sakalım
Sakal seni «güzel» için taşırım
Ben seni kesemem kara sakalım
Güzeli görünce hafif kaşırım
Ben seni kesemem kara sakalım
Hacı gibi üç beş karı almadan
Sofu gibi yanlış namaz kılmadan
Camilerde halı kilim çalmadan
Ben seni kesemem kara sakalım
İhsanî'yem sakal değil gözümsün
Kullanmağa elde büyük kozumsun
Halkı kandırmağa bana lazımsın
Ben seni kesemem kara sakalım
Aşk Yunus’u
Duydum Tanrı dağbaşında
Verdi aldı aşk Yunus’u
Odun kesti ipin yere
Serdi aldı aşk Yunus’u
Ah eyledi yana yana
Kırk yıl bekledi uyana
Bin o yana bir bu yana
Sürdü aldı aşk Yunus’u
Ezeli bir aşık gibi
Ol aşka alışıp gibi
Karanlıkta ışık gibi
Gördü aldı aşk Yunus’u
İhsani’yem çevre yönden
Yandım aşkın alevinden
Yaklaşıp da can evinden
Vurdu aldı aşk Yunus’u
Git Efendi
Git efendi hançerlenmiş yaramı
Eşeleyip tazeleme bu sıra
Köyüm yolsuz ben kanunsuz yaşarım
Utan da şu asıra bak asıra
Demek vekilimsin vay benim başım
Yediğin her yemek bir yıllık aşım
İçtiğin her kadeh dolu göz yaşım
İşlediğin kusura bak kusura
Alemin fezaya gittiği günde
Dermanı alınmış dert dolu bende
Başkasının toprağının üstünde
Sarındığım hasıra bak hasıra
De şimdi yaşamak denir mi buna
Ahırda doğurur gelinim Suna
Ağaların çıkarları uğruna
Köy dolusu esire bak esire
Ne demek oluyor bilginiz çoksa
Binimiz aç ölür birimiz toksa
İstemem değişsin bu gidiş yoksa
Elimdeki nasıra bak nasıra
Sen Ölmüyon
Behey benim yüce Tanrım
Ben ölüyom sen ölmüyon
Bu ne iştir ne hikmettir
Ben ölüyom sen ölmüyon
Anlamak isterim önce
Bunlar reva mıdır sence
Vaktim saatim gelince
Ben ölüyom sen ölmüyon
Barındığın koca handa
Kıyıda kenarda yanda
Belirli belirsiz anda
Ben ölüyom sen ölmüyon
İhsani'yem için için
Şimdi anlıyorum niçin
Allahsız olduğun için
Ben ölüyom sen ölmüyon
Bulmadım
Kalktım ki feleğe meydan okuyam
Güreşecek yer aradım bulmadım
Sıkı hazırlandım karnın deşmeye
Sivri uçlu ker aradım bulmadım
Zalim beni öldürmenin kastine
Gürz ü kalkanını almış destine
Ben de silahlandım fakat üstüne
Yürümeye fer aradım bulmadım
İhsani elaman tutuldum şuna
Diri diri yaktı beni kurşuna
Hasılı feleğin birgün karşına
Çıkacak bir er aradım bulmadım

