26 07 2016

BUKALEMUN - ANTON ÇEHOV (A CHAMELEON)

Polis müfettişi Oçumyelov, yeni bir palto giymiş, koltuğunun altında da bir paket taşıyarak Pazar meydanına doğru yürüyordu. Arkasında kızıl saçlı bir polis, elinde bir elek dolusu haczedilmiş Bektaşi üzümüyle yürüyordu. Her taraf sessizdi, meydanda in,cin top oynuyordu. Dükkanların ve tavernaların açık kapıları, aç ağızlar gibi kederle bakıyorlardı, yanlarında bir dilenci bile yoktu.

 

 Birden müfettiş “Demek ısırırsın ha! Seni kahrolası hayvan! Çocuklar tutun, kaçmasın, bugünlerde ısırmak yasaklandı!Tutun hah! Hah!” diyen bir ses duydu.

 

 Bir köpek acı acı ciyaklıyordu, Oçumyelov seslerin geldiği yöne baktı ve köpeği gördü, üç ayağı üstünde zıplarken, kolalı gömlekli, yeleğini iliklememiş bir adam da Piçugin’in kereste deposundan çıkmış, köpeği kovalıyordu, adam köpeğin peşinden koştu, vücudunu öne atarak, yere düştü ve köpeği arka ayaklarından yakaladı,köpek yine acıyla bağırdı ve yine ‘tutun kaçmasın” sesi duyuldu. Dükkanlardan mahmur yüzlü adamlar çıktı ve üz sonra kereste deposunun orası nereden çıktığı belli olmayan bir kalabalıkla dolmuştu.

 

 Polis “bir kavgaya benziyor” dedi.

Oçumyelov yarım dönüş yaptı ve kalabalığa doğru yürüdü

 

 Bahsedilen yeleği iliklenmemiş adam kereste deposunun kapısının yanında durmuş, sağ elini havaya kaldırmış ve kanayan parmağını oradakilere gösteriyordu Yarı sarhoş yüzünde ‘bunu ödeteceğim’ yazısı okunuyordu ve parmağını zafer bayrağı gibi sallıyordu. Oçumyelov adama bakınca onun nalbant Hirukin olduğunu fark etti. Kargaşaya sebep olan üstünde sarı benekli, bir Rus kurt köpeğiydi, ön patisini uzatmış, tirtirtitriyordu, yaşlarla dolu gözünde sefalet ve korku okunuyordu

 

 Oçumyelov, kalabalığı yararak sordu: “Neler oluyor burada? Niye parmağını sallayıp duruyorsun? Bağıran kimdi?”

 

 “Saygıdeğer müfettiş, buradan geçiyordum, kimseyi rahatsız etmiyordum.” Hirukin öksürmeye başladı,  “Mitri Miritiç’in şöminesi için odun hakkında konuşuyordum ki, bu hayvan hiç sebepsiz parmağımı ısırdı, kusura bakmayın ama ben çalışan bir adamım zararım tazmin edilmeli çünkü parmağımı belki bir hafta kullanamayacağım belki..kimsenin bir hayvan tarafından böyle ısırılmaya hakkı yoktur, hepimiz ısırılırsak hayat yaşamaya değmez..!

 

 Oçumyelov, kızarak, öksürerek ve kaşını kaldırarak “Hmm…pekala” dedi. “Köpek kimin köpeği? Buna müsaade etmeyeceğim, kanunlara riayet etmiyorlarsa, onlara bir ders vereceğim, böyle sokak köpeklerini salmak neymiş görsünler!Yeldrin köpeğin sahibini bul ve rapor ver köpek de gecikmeden boğazlanmalı eminim kuduzdur. Kimin köpeğiydi diyorum?..”

 

 Kalabalıktan birisi “Galiba general Zigalov’un köpeği” dedi.

 

 General Zigalov mu? Hmm..paltomu çıkartmama yardım et Yeldrin, korkunç sıcak var, herhalde yağmur gelecek… anlamadığım bir şey var bu köpek seni nasıl ısırdı? Kesinlikle parmağına kadar uzanamaz

Küçücük bir köpek, çiviyle parmağını yaralamış olmalısın sonra da aklına tazminat fikri geldi senin gibileri biliriz hepimiz!Kurnaz şeytan!”

 

 “Saygıdeğer efendim, bu abuksabuk adamın tekidir, şaka olsun diye köpeğin ağzına sigara koydu”

 

 “Bu yalan! Gördün mü ki öyle söylüyorsun? Sayın müfettiş akıllı bir adamdır, kimin yalan söyleyip, kimin doğru söylediğini görecek. Eğer ben yalan söylüyorsam, mahkemeye çıkarım kanunda hepsi yazıyor.. artık hepimiz eşitiz..kendi ağabeyim de jandarmada ve ben derim ki…”

 

 “Tartışmayı bırak!”

 

 Polis emin bir şekilde “Hayır bu generalin köpeği değil, onunkiler genellikle  Seter cinsi köpeklerdir.” Dedi.

 

 “Bunu iyi biliyor musun?”

 

 “Evet efendim.”

 

 “Ben de biliyorum generalin değerli, cins köpekleri var, bu Allah bilir neyin nesi? Ne kürkü var, ne bir şeyi, adi bir yaratık! Hem böyle bir köpeği beslemek, Petersburg veya Moskova’da böyle bir köpeği sokağa salsalar, ne olur biliyor musunuz? Kanun filan dinlemez hemen boğazlarlar! Sen yaralandın Hirukin ve bunu yanlarına bırakamayız, onlara bir ders vermenin vakti geldi de geçiyor!”

 

 Polis “Yine de belki generalindir boynunda yazmıyor ya! Geçen gün bahçesinde buna benzer bir köpek görmüştüm” diye söylendi.

 

 Kalabalıktan bir ses “Bu kesinlikle generalin köpeği!” dedi..

 

 “Hmm.. paltomu giymeme yardım et yeldrin, çocuğum… Rüzgar esiyor… üşüdüm… Köpeği generale götür ve bilgi al, benim bulduğumu ve gönderdiğimi ve sokağa bırakmamalarını söyle değerli bir köpek olabilir ve her serseri köpeğin ağzına bir puro koyarsa, kısa sürede ölür. Köpek hoş bir hayvandır..  sen de elini indir! Sallayıp durman faydasız taşkafa! Kabahat senin!”

 

 “Generalin aşçısı geliyor, ona soralım. Merhaba Prohor,  şu köpeğe baksana, sizinkilerden mi?”

 

 “Hiç böyle bir köpeğimiz yok.”

 

 Oçumyelov “Vakit kaybetmek gereksiz, bir sokak köpeği… madem bir sokak köpeği.. sokak köpekleri imha edilmeli”

 

 Prohor “Köpek bizim değil ama generalin dün gelen ağabeyinin köpeği, efendim avcılıktan hoşlanmıyor ama saygıdeğer ağabeyi avcılığı pek sever”

 

 Oçumyelov neşeli bir gülümsemeyle“Ekselanslarının kardeşinin buraya geldiğini mi söylüyorsun? Şey, ben bilmiyordum… hiç duymadım… ziyarete mi geldi?”

 

 “Evet.”

 

 “Şey.. kardeşinden pek uzak kalamaz..demek bu saygıdeğer ağabeyinin köpeğiymiş..bunu duyduğuma memnun oldum. Al şunu, fena bir köpek değil, neşeli bir yaratık, arkadaşının parmağını ısırmış hahaha! Gel bakalım niye titriyorsun? Grr…kızmış…tatlı, küçük bir köpek”

 

 Aşçı köpeği çağırdı ve birlikte kereste deposundan gittiler kalabalık Hirukin’e güldü.

 

 Oçumyelov fiyakalı paltosuna sarınırken, “seni pişman edeceğim” diyerek adamı tehdit etti ve yoluna devam etti.

 

 

Yazan: ANTON ÇEHOV
çeviren: müjde dural

48
0
0
Yorum Yaz