DERGİLERDEKİ ŞİİRLERİ 2 / BEKİR KOÇAK

28/4/2009 · Kategori: Siir

GECENİN YIRTILAN SESİ

 

 

bizi sizden sorarlar
sorarlar bizi
sorarlar bizi
yaşamın takviminde
yorulan sözcükleri
bozulan çarkı
burcu burcu kokuyu
mahmur gözde uykuyu
güneşi gökyüzünü
sorarlar
sorarlar
sorarlar


başkasının korkusu
korkusu başkasının
korkusu başkasının
hangi kuytularda saklanır
gerek yok hoşça kala
ölüm bizi tanır
yar yüzünde
sevdalarda
aşklarda
ışkın süren dallarda
ölüm bizi tanır


kırım sayılır aç karınlar
aç karınlar
muhtaç karınlar
sarsılan yeryüzü
kaçıncı kırığında fayın
böler uykuları
dağ uyanır salkım saçak
çocuk uyanır
dar gelir köşe bucak
dar gelir
dar gelir
dar gelir


yüz göz olan
kem söz olan
gecenin nakşı


çığlığı tez atlılar
ele güne karşı
arzın merkezi
küf rengi çamur
kaynayan deniz
dili suskun
dili biz
hüznü vurgun ayrılıklar
üşüyen kucak




yırtılan gecenin sesi
gecenin sesi
şaşkın düşer surlara
şavkı yavan bir an
alnın ortası bulut
aranan adam
yüzün senin olsun
keşkeler senin
hoş geldin sularında
ötesinde sezginin
kol kırık sayılsa da
yen içi ayıp
sorunları saklayıp
kolay mı yarınları kurmak


geç vakit
geç vakit
önü kesilen biziz
afişlerde resmimiz
kıyılan vurulan
ülke ülke savrulan
tarihin hükmünde
bitmeyen öfke
zindandan mezara
birileri peşimizde
yürüyor sinsice


yel eser yol incelir
yol incelir
söz usanır nazından
incecik nar dalına
uzanır ağır aksak
yoldaş arar direncine
yaşlısına gencine
umutlar sağılır
sürgün can borcu değil
emek emek
bellek bellek
zora karşı bilenmeli
inmeli alanlara
alanlara inmeli

 

Bekir Koçak

Gecenin Yırtılan Sesi (Ekin Sanat, Sayı: 36, Şubat 2009)

 

Gözle Yürek Arası Susmak

 

1

Gözlee yürek arası susmak

Bırak zulada kalsın küfründen uzak

gem vurulmaz

sesim sesine küheylan

düş gizinde taylar

yelesi kıvılcım

                hırçın toynak

 

 

sırtında ne var

deseni nedir gömleğin

el emeği sağır olmaz

ter zamana geçer

tırrmandıkça merdivenleri

uyanır aydınlık

                          ufukta bizi bekler

 

ülkesi yok ki muradın

çokça hüzün var

çöktükçe eskitir yüzü

gönül alevlenir

geçer iklimden iklime  

ustünde gözleri narın

toprak kokusu havada

oyuncakları çocukların

çiçek mi kurşun mu

buna ne denir

 

lepiska sarısı muş

Bitlis ki türkülü dere

Tütünü hasret giderir

Yarasında ince bir sızı

Umudun yüzü tebessüm

Bir adım ötesi zorba çıkmazı

 

2

İnka güzelliği düş

Uygarlığı yitik maya

Hesabın içinde onlar

Kübalı Venezüellalı dünya

Şekerkamışı purosu havana'nın

Ürünlerin en güzeli

                          Vardiya saati

                                      EI üstünde el

Karanfil sevdalısı sabahlar

Onur hastası fidel

Petrol isyanı karakas

Türküsüne katar okyanusu

Keskin bıçak

                              Kör bıçak

Üstünde oynar karıncalar  

Erkeği kadın kadını erkek

Özgürlük sancısı dalgalar

Arıtır tuzundan suyu

Su biter deniz biter

                     Sınır tanımaz emek

 

Bekir KOÇAK

Gözle Yürek Arası Susmak, (Ekin Sanat, Sayı: 26, Nisan 2008 )

 

 

Hasret Sevdanın Kendisi

 

can bedeni vurdu

ölümü soğudu zaman

aklımda çocukluğum

sevgi masumu göründükçe

göçebesi oldum kentlerin

kayboldum

 

elleri günaydın güneşi okşar

sorgular gizini yaşamın

hasret sevdanın kendisi

aşar arsızlıkları

sevgiye koşar

 

aklın düşünde yaşamak

bu meydan bu tren bu ray

dal uçları gün aydınlığı

uzağı yürek bungusu

 

                   olmazlanır kadim ayrılık

                   öfke işe yarar

                   ağırdan alır türküler

                   başlangıcı muştulu haber

                   gizlidern ses verir

                   yazar günlüğünü acıların

                   tanıktır zamana dört duvar

 

sen dokundukça

                  saçlarım düğüm

                  çözümü güç sorunlar için

                  sevda nedir ki öldüğüm

                  alfabeden bir yaprak

                  aşkın "a"sıyla acının "a"sı yan yana

                 dili tutulur baharın

                 deşilir yarası uçurumların

                 dağ doruğu buzullar

                 akar ateşine umudun

                 kül ve kömür bana kalır

 

acının yumağında her soru

yanıtı sabırda saklı

 

                   eylemin sabra direnci

                   uzatma diyor yılları

                   saati gücendirme

                   kuyuları kazarken iğne ile

                  aklında olan yenilik

                  zoru gülümseyen gece

                  kılı kıpırdamaz delilik

                       yol uzatır düşürür ağa

                      sen ben sözcükler

                                   düştükçe tuzağa

                      çocuklar daha çok ağlar

 

bozduğumuz oyunlarda

şiirin ince dili

ayların adı önemli değil

"yükte hafif pahada ağır".

Yükle yüreğine ne varsı

Hoşça kala uzak dur

Tut elinden yürü

                          Aldırma soğuğa sıcağa

 

Bekir Koçak

 

Hasret Sevdanın Kendisi, (Ekin Sanat, Sayı: 30, Ağustos 2008 )

 

 

Haziran Dendi Bize

bırakıp gittiniz
suların hırsında bizi
üstümüzde kaldı gözleriniz
mavi boncuk sabrı sabahlar
kahve telvesinde hüzün fısıldar
kulaklarımıza "dağlarımıza
gelince bahar" susar çanları
şehrin

bırakıp gittiniz camlarda
kaldı adımız haziran
dendi bize okunan
romanlardık
siyah beyaz resimler
aşk namustu terde
sonsuzluk isyanı ateş
zaman bizimle tutsak
gönlümüz asi
rüzgar diner bulut eser
kahrolmak aczi midir kuşun
uçmak yalansız günlere
güzelliği olmalı kurtuluşun

bırakıp gittiniz
evlerimizde barut kokusu huzur ne
susar ne söz dinler
uçar gelinböceği
kanadı kanlı bulut
parmak ucu dal ~eğil
gün görmüş derler önce
ömre çekilir sur
söylenenler duyulmaz
bıçak sırtı çizgide

Bekir Koçak
(Ekin Sanat, Sayı: 27, Mayıs 2008 )

 

HER ÖLÜM FİDAN DALI

 

                                    kazım koyuncu'ya

 

ağırlanmak kutsal yontularda

yıkarken deniz köpüğünü

alışkın değilse de karadeniz

radyasyon lekeli çay yeşili toprakta

düşünmeden dölüne ihaneti

titreyen bir gülümseme

                                 gencecik ince

hangi makamdan şimdiki fırtınalar

kim olduğunu bilmiş gibi

                                 çağrılı çağrısız

yola çıkılmış bir kere

nereye nasıl varılır bilmiyoruz

kona göçe bu zaman diliminde

tut kollarını kapıların

çalmadan yarını deli rüzgar

kaç bin kez kaç bin güvercin

çiçeklerken yanağımızı

içimizde bin bir sızı

sor kurtuluşu mustafa suphi'ye

aklın süzgecinde çağın

bunca illeti saklar niye

çernobil bulutları

bir batar bir çıkar

umuda ısmarlanmış ne varsa

karabataklar suların boşluğunda

titrek yürekli bebecikler

bırakmış ellerini anaların

emmiş derdi derman diye anzer balı

sunağında gençliğimiz ölümün

"her ölüm erken ölüm"

                                     her ölüm fidan dalı

 

Bekir KOÇAK

Her Ölüm Fidan Dalı, (Ankara Edebiyat, Sayı: 7, Ağustos 2005)

 

 

İşsizim Anne

öfkem ne kara zeytin
ne sıcak çorba
işsizim anne
kederle doluyum
boş olan ne var
çizilmiş sınırı yaşamın
içinde ömrüm karamsar
tökezler at misali
umuda bağlamak kolay mı
görünen hali

yat kat saltanat
yarına kalacak mürüvvet
yapaydır olanlar
kalkınan ülke
bireysel ayrıcalık
emek ekmek demokrasi
“açıl susam açıl”
bize karanlık
top sakal yanık puro
içerik biçem poetika
bunlar yoksa şiirinde
ikinci yeni üçüncü eski
ucuz edebiyat

yabanın eli ensede
hak hukuk adalet dense de
bulunur her devirde ibrikçi
köşebaşları işsizlik
nefesi kokan işçi
umarsızlığa tutsak

sevdiğimiz kadınlar
sevgiye aç emre uzak
avuçlarında yıkık kuleler
özü bizde tanrıların
isyanı erken başlattık bilirsiniz
bize spartaküs derler
serez çarşısı var bir de
kanadı yaralı kuğudur alnımızın
dört yandan sarıldığımızda
ırmaklarca duru dingin
çınar köklerince ulu
ateşi solur Bedrettin

tarih sayfaları ışıyan
saçları rengi sabrın
dehşet açıksa bugün
ihanet aramızda kin
lakin sevda şiiri değil bu
sevda soluksuz
kara göz kara kaş mı derdimiz
sokaklar evler bizim için
ardında barikatın
toprak çamur taş
koyun koyuna bizimle
yüzümüze kapandıkça kapılar
işsizim anne

Bekir Koçak

İşsizim Anne, (Ekin Sanat, Sayı: 31, Eylül 2008 )

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »