12 07 2016

GÜNLÜK'TEN: 2015–07–12 DÜŞ İKİNDİLERİ..

GÜNLÜK'TEN: 2015–07–12 DÜŞ İKİNDİLERİ.. Sabahı bekleme alışkanlığımdan bir türlü vazgeçemedim. Telefon sesiyle uyandığımda öğle ezanı okunmak üzereydi. Masamda imzalı imzasız okunmayı bekleyen onlarca kitap vardı. Seçim stresi, seçim sonrası sessizlik, muktedirin kafasının içinde kuyruğu birbirine değmeden dolanan tilkiler olduğunu hissettiriyor. Gazeteler, televizyonlar, sosyal medya yazıları, yorumları herkesi esir almış gibi… Politik oyunlar, alavere dalavereler öylesine düzeysiz ki nerdeyse insana “İyi ki politikacı olmamışım” dedirtecek raddede. Onunla da, onsuz da olmuyor çünkü hepimiz aynı gemideyiz.

Kendi kendime söz verdim bugün bunlarla ilgilenmeyeceğim. Kendime bir çay koydum, o demini alana kadar masama çöktüm ve bir kitap çektim aradan. Mümtaz Tiftik’in (1957) “Düş İkindileri” adlı öyküler kitabıydı. Ara ara torunu yüzme kursuna bırakınca arabada zaman geçirmek için yanımda taşımış ve 2–3 öyküsünü okumuştum. Açtım, bu kez “Halime” çıktı şansıma. “Şehri iki yakaya ayıran dere” 24 yaşlarında bir kadın, elinden tutup “istiyorum, istiyorum diye bağrışan bir çocuk.. Öykü bizi tapu dairesinde müdürün teklif ettiği rüşvetten hissesini almayan memur Cemil’in uzak bir kasabaya sürgünü, kasabanın otel, aşevi, daire sacayağında tekdüze yaşam kasabaya ilk görev yeri olarak atanan 3 bayan öğretmenin gelişyle biraz canlanır gibi oluyor, Halime’yle tanışıyoruz burada, duygusal yakınlaşma, dedikodular, sözlenme, annenin “sütümü helal etmem evlenirsen”i üzerine ayrılma ve Halime’nin ev sahibi muhtarın oğlu ile kaçışı ve öykünün final cümlesi kitabı elimden bırakıp uzun süre film şeridi gibi olayı zihnimde yeniden canlandırmaya yol açıyor: “Kadın çocuğun elini sıkı sıkı tuttu. Sürüklercesine götürürken hınç yüklü sesiyle parladı: ‘Şeytan görsün babanın yüzünü’ (s. 65)

Resim öğretmeni olan Tiftik’in betimlemelerinde fırça darbelerini sezmek mümkün. Düş İkindileri (2015) yazarın Panayır Zamanı (2007) ve Güz Tutulmaları’ndan (2010) sonraki 3. öyküler kitabı. Daha önceleri kimisini oluşma aşamasında okuma olanağı bulduğum öyküler konularını babası Ahmet Tiftik’in (1936–2006) işi nedeniyle Taşköprü ve Daday’dan ve kendi meslek yaşamını geçirdiği Kastamonu’dan alıyor. 1970’li yıllardan Taşköprü’den tanıdığım Tiftik, o zamanlar Tatlısöz Kitabevi’nin müdavimlerindendi. Ali İhsan Tatlısöz bizi dönemin güncel kitaplarıyla tanıştırırdı ta ki 1980 yılında gözaltına alındıktan sonra dükkâna aldığı Cumhuriyet Gazetesi yerine Tercüman Gazetesi aboneliğine başlayana kadar. Kendi yaşamından ve gözlemlerinden damıtılmış “sevinç ve hüzünleri yalın bir dille” anlattığı ilk iki kitabına göre dil ve anlatımın daha da geliştirdiği okunası bir kitap Düş İkindileri… Poyraz Rıza, Gazoz, Halime, Kıvırcık ve Sarı Öküz 1915 adlı 5 öykü toplamından oluşan kitabı bir solukta okudum.

Son zamanların çirkin politika oyunlarından da da bir süreliğine uzaklaşmak bende bir dinginlik yarattı. Okumalarıma son sürat devam etmekte yarar gördüm kendi hesabıma.

Ali ŞAHİN (Günlük'ten)

34
0
0
Yorum Yaz