19 07 2016

İKİNCİ BEN / DURCAN YAŞACAN / DENEME

HİÇ BİR ŞEY YOK, AMA... YOK DA YOK: Tam da, elini tutup akide şekeri almaya gidecekken, babamı kaybetmişim.  Onu ilk ve son Kaçkar Dağları'nın zirveye yakın bir yayla evinde; küçük  bir pencere önünde, yerden yükseltilmiş bir saman yatağı üstünde yatarken anımsıyorum. Hepsi bu!Büyüdükçe gördüğüm ise şuydu:Kocası sıvastopollar'da  kaybolmuş Ayşe adında bir baba-anne, genç yaşta dul kalmış Fatma adında bir  anne,hiç evenmemiş ve 1960 ihtilalinde ''eğitmenlik'' görevinden atılmış  ve büyüdükçe ''erkekleşmiş-taşlaşmış''ve neredeyse anneme kocalık eder duruma  gelmiş (!) altı sınıflı ilkokul mezunu, bir hala ve bir de ben. Evin nüfusu  bunlar. Kız kardeş yok, erkek kardeş yok, baba yok, amca yok, abla yok, ağabey yok, yok da yok, anasını satayım..Ama ahırda sekiz inek, bir boğa; kapıda  tavuklar, kediler, köpekler; ve evin dışında babadan kalma bolca sebzeli,  meyveli taşınmaz-mallar...para dışında ne ararsan var.A.Vice -ki,daha sonra  adı A.çamlıca olacak-; Hemşin (Çamlıhemşin) ilçesine en yakın,insanı sevecen,  iyilik sever, imece yaşamına bağlı, oldukça eğitimli bir mahalle.Herkes herkesi sever, herkes herkese koşar, herkes herkesle dost, herkes arkadaş, herkes birbiriyle biraz akraba.Babamın ölümü ve ondan beş yıl sonra da halamın işten  çıkartılmış olması, mahalledeki fitre ve zekatlari büyük ölçüde bana yönlendirilmiş  durumda. Öyle ki, yaşıtlarım arasında ilk kol saati takan ve adına avrupa tarzı  ayakkabı dedikleri ilk ''ıskarpın'' giyen ben olurum.1960'da mahalleye  5 km. uzaklıktaki merkez ilkokuluna kaydım yaptırılır. Daha birinci sınıftayken  hızlı ... Devamı