09 05 2013

KASTAMONU HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

  BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? Kastamonu’nun; - Trablusgarp’ta 14 şehit verdiğini, - Balkan Savaşları’nda 1 yüzbaşı, 2 üsteğmen, 3 teğmen, 1 çavuş olmak üzere 154 şehit verdiğini, - Çanakkale Savaşı’nda sadece kayıtlı 2425 (bunların 1 tanesi yarbay,6 tanesi yüzbaşı, 11 tanesi üsteğmen, s tanesi teğmen, 4 tanesi as¬teğmen, 4 tanesi başçavuş, 35 tanesi çavuş, 71 tanesi onbaşıdır) şehit (Çanakkale Şehitlerimizin sadece 53.000’inin künyelerine ulaşılabilmiştir, yani 5’te birine. O halde bu rakam en az 10.000’dir.)verdiğini, - I. Dünya Savaşı’nda 5 binbaşı, 1 kıdemli yüzbaşı, 7 yüzbaşı, 8 üsteğmen, 14 teğmen, 9 asteğmen, 7 başçavuş, 48 çavuş, 77 onbaşı olmak üzere 1707 şehit verdiğini, - İstiklal Savaşı’nda 1 binbaşı, 1 kıdemli yüzbaşı, 2 yüzbaşı, 4 üsteğmen, 11 teğmen, 5 başçavuş, 11 çavuş, 19 onbaşı olmak üzere 1948 şehit verdiğini (İTÜ sözlükte bu rakam 5160’dır), - İstiklal Savaşı sırasında TBMM’ye karşı çıkan isyanlara karşı savaşırken 1 binbaşı, 5 yüzbaşı, 2 üsteğmen, 4 teğmen, 1 çavuş, 2 onbaşı olmak üzere 37 şehit verdiğini, - Kore Savaşı’nda 8 şehit verdiğini, - Kıbrıs Barış Harekâtı’nda 11 şehit verdiğini, - Bölücü teröristlere karşı ise 81 (bu sadece 2009 yılına kadar olan rakamdır) şehit verdiğini BİLİYOR MUYDUNUZ? - Mustafa Kemal Paşa’nın eğer Samsun’a çıkma planını gerçekleştiremezse, mücadeleye Kastamonu’dan başlayacağını, - Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’da ilk kadın mitinginin Kastamonu’da yapıldığını, - Milli Mücadele’nin efsane isimlerinden Topal Osman’ın İnebolu’ya geldiğini, - Milli Mücadele’nin en büyük finansö... Devamı

29 03 2012

YAZARIN DİLİ, COĞRAFYASI, MEKANI

  YAZARIN DİLİ, COĞRAFYASI, MEKANI Yazarın KUŞADASI / 6 EYLÜL 2007 konuşma notları... Saygıdeğer konuklar, sanatçı dostlarım ..Açık oturumumuza hoş geldiniz,onurlar getirdiniz. Bir genelleme yaparak konuşmama başlamak istiyorum. Dostlarım, insanlık tarihi, haksızlıklar tarihidir, düzensizlikler tarihidir. Tarih sahnesinde bu durum ara sıra düzelir gibi olmuşsa da, haksızlık ve düzensizlik hep süregelmiştir. Günümüzde de sürmektedir. Bu haksız düzen gökten, Tanrıdan inmemiştir başımıza. Bu düzensizlik insan aklından çıkmıştır. İnsanlar yaratmışlardır bu haksızlığı.   İki ayağı üzerinde durmaya çalışan hayvanı, insana dönüştüren, kültürün ve uygarlığın asıl temelini oluşturan yüce insan “emeği” olmuştur. En eski Hint masallarında bile halı üstünde uçan insanlar anlatılmıştır. Bu ve buna benzer masallar, insan soyunun binlerce yıl öncesinde uçmayı düşlediğinin en iyi kanıtıdır. Emek sürecinin bu tarihi rolü, derinliğine incelenmemiş, çok yönlü  olarak anlatılamamıştır. “EMEK” diye bildiğimiz, insanın soyunun büyük bir enerjisini, yani o yüce, erişilmez hammaddeyi, yine bir takım insanlar, göksel tanrıları, dini kullanarak paraya çevirmişlerdir, parayı da “emek sömürücüleri” dediğimiz bir sınıf ele geçirmiştir. Böylece ilk çağlardan beri insanlar “köle sahipleri” ve “köleler” olarak ikiye bölünmüşlerdir. İnsanların çok büyük bir bölümü bu haksızlığa karşı çıkmış, büyük umutlarla döğüşmüşlerdir. Köle sahipleri de bu durumlarını korumak i&cc... Devamı

28 03 2012

TÜRKİYE-AFGANİSTAN NEREDEN NEREYE? / Zeki Sarıhan

TÜRKİYE-AFGANİSTAN NEREDEN NEREYE?   Zeki Sarıhan   1921’den önce Türkiye ile Afganistan arasında diplomatik bir ilişki yoktu. Çünkü Afganistan bağımsız bir devlet değildi. İngiliz sömürgesi olan Hindistan’ın bir parçası sayılıyordu. Afganlılar uzun süre İngilizlerle çarpıştılar. Emir ilan edildiğinin ertesi günü Emanullah Han, bütün reisleri, orduyu ve halkı toplayarak Afganistan’ın tam bağımsızlığını ilan etti. 3 Mart 1919 günü de İngilizlerin Hindistan valisine bir mektup yazarak “Hür ve bağımsız Afganistan’ın İngilizlerle anlaşmalar yapmaya” hazır olduğunu bildirdi. Bu tarih Afganistan’ın bağımsızlık günüdür. Buna karşı İngilizler savaşla karşılık verdiler ama 8 Ağustos 1919’da Ravalpindi anlaşmasıyla Afganistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldılar.             Diplomatik ilişkiler kurmak için Amerika’ya gönderilen bir kurul, İslam ülkelerinin bağımsız olamayacağı gerekçesiyle kabul edilmedi ve alayla karşılandı. Afganistan’ı ilk tanıyan ülke Sovyetler Birliği oldu.             Anadolu basınında Afganlıların yiğitliklerini öven yazılar yer alıyordu. Afgan Emiri, Yunanlıların Anadolu’daki zulümlerini durdurması için İngilizler nezdinde birkaç girişimde bulundu. İttihatçıların ileri gelenlerinden Cemal Paşa da yurtdışına çıktıktan sonra Moskova’dan Kabil’e geçerek Afganistan ordusunun modernleşmesinde görev aldı. İttihatçılar Afganistan üzerinden İran ve Hindistan’a ulaşarak buralarda İngilizlere karşı hareketler yapmak istiyorlardı. Ankara, İttihatçıların bu ilişkilerde aracılık yapmalarını kabul etmeyerek Afganis... Devamı