56 Takipçi | 435 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Ödül

Ünlüler

Söyleşi

Gezi

Kitap

Anmalar

Öykü

Fıkra

Edebiyat

Deneme

Şiir

Diğer İçeriklerim (127)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (56)
19 07 2011

Yasli adamin ogluna mektubu

Yasli adamin ogluna mektubu Nebraska'da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi ve derdini anlattı. Sevgili David, Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu hissediyorum. Bahceyi kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin hallederdin. Sevgiler Baban Bir kac gun sonra oglundan bir mektup aldi Babacigim, Tanrı askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum. Sevgiler David Ertesi gun sabaha karsi 4'de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum sahayi kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi. Babacigim, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin en iyisini yaptim. Sevgiler David... KISSADAN HİSSE       Ben Gücenmedim Ama....       Vaktiyle bir derviş, nefsi ile mücadelenin, bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınarak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekle olmamaktadır.Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir... Saç, sakal, bıyık, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. Berberden kendisini traş etmesini ister. Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynadan durumu izlemektedir. Basının bir kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakke... Devamı

19 07 2011

ERGENEKON DAVASINDAN ÖTÜRÜ 11 AY TUTUKLU GAZETECİ VEDAT YENENER’

ERGENEKON DAVASINDAN ÖTÜRÜ 11 AY TUTUKLU GAZETECİ VEDAT YENENER’İN SERBEST KALDIĞINDA TV PROGRAMINDA ANLATTIĞI DEHŞET VERİCİ TESPİTLERİ. İDDİALARI KORKUNÇ VE İNANILACAK GİBİ DEĞİL.     Hangi gazeteci kaç para alır. Ali Kırca transfer ücreti olarak ne kadar aldı? Gazete yazar Vedat Yenerer Ergenekon soruşturması kapsamında 11 ay tutuklu bulunduğu süreci Saygı Öztürk’le Manşet programında anlattı. İşte Yenerer’in inanılmaz anekdotlarla dolu cezaevi süreci ve yaşadıkları: Sabahın 05:30’unda 22 Polis Kapımdaydı -Evimin zili sabahın 05:30’unda çalındığında sıranın bana da geldiğini anladım. Mevcut siyasi iktidara karşı tepki gösterip, eleştiride bulunanlar sırayla alınıyorlardı. Eşime merak etme 3-4 gün gözaltında tutar sonra bırakırlar dedim. Arabamın Olup Olmadığını Bilmiyorlardı -Evimi didik didik aradılar, ancak yatak odasında bulunan kasayı görmediler. Bana sordular evde kasa var mı diye. Evet var dedim ve içini açarak gösterdim. Evime gelen polisler arabamın olup olmadığını dahi bilmiyorlardı . Belli ki birilerinden direktif alınm... Devamı

19 07 2011

İlhan Selçuk'tan müthiş bir yazı

İlhan Selçuk'tan müthiş bir yazı Son cümlesi inanılmaz. Okuyunuz ve okutunuz. Bu yazı dava edildi ama davayı ilhan Selçuk kazandı.                        HANGİ PEZEVENK   İrticanın Dibi Yoktur......../ İlhan Selçuk Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu: Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor... Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?.. *** Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandanTürkiye için ne düşünüyordu? . 'Ilımlı İslam Devleti Modeli...' Kafaya bak sen!.. Irak için demokrasi... Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için İslam Devleti Modeli.... *** Amerika'nın Irak'a dönük projesi fos çıktı... Peki, Türkiye'ye dönük projesinden ne haber?.. Gelen giden haberlere, yorumlara, aklıevvellerin el altından ve üstünden tezgâhlanan söylentilerine bakılırsa, Amerika'nın aklı başına gelmeye başlamış... Diyorlarmış ki: - Ilımlı İslam Devleti Modeli macerası hem Türkiye'ye uymadı, hem Amerika'ya zarar verdi... *** İslam kutsal bir dindir... Ama, ister ılımlısı olsun,... Devamı

19 07 2011

Şüpheli Türkan Saylan'ın Evinde Bulunanlar!

Şüpheli Türkan Saylan'ın Evinde Bulunanlar! 13 Nisan 2009 günü evinde 12. dalga ergenekon kapsamında yapılan aramada, Türkan Saylan'ı on kez müebbed hapse mahkum ettirecek, yirmi kez ise idam ettirecek belge ve bilgilere ulaşılmıştır. Dökümünü aşağıda veriyorum:   1- Lepra (Cüzzam) ile ilgili bilimsel çalışmalar, 2- Cüzzamla Savaş Derneği kuruculuğu 3- Hindistan’da kendisine verilen“Uluslararası Gandhi Ödülü (1986), 4- 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün Lepra konusunda danışmanlığı, 5- 1981–2002 yılları arasında üniversitedeki görevinin yanında GÖNÜLLÜ olarak, Sağlık Bakanlığı İstanbul “Lepra Hastanesi” Başhekimliği, 6-Uluslararası Lepra Birliği’nin “ILU) kurucu üyeliği, 7- 1982–1987 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana bilim dalı Başkanlığı, 8-1981–2001 arasında İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, 9- Dermatopatoloji laboratuarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasında öncülük, 10-1989’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) kuruculuğu ve Genel Başkanlığı, 11-1990’da “Öğretim Üyeleri Derneği” kurucu üyeliği ve ilk dönem II: Başkanlığı, 12-Bine yakın yayın, yabancı dergilerde yayımlanmış tıbbî çalışmalar, tıbbî, sosyal ve siyasal içerikli gazete makaleleri, 13-Türkçe tıbbî dergilerde ve kongre kitaplarında yayınlanmış araştırma, derleme ve olgu bildirimleri, 14-1996’da İstanbul Üniversitesince verilen “Atatürk İlke ve Dev... Devamı

19 07 2011

3K, Bir Slogan, 1 Mayıs Ve Sol

Dr. Hikmet KIVILCIMLI Tarih Tezi Tarih-Devrim-Sosyalizm İlkel Sosyalizmden Kapitalizme İlk Geçiş: İngiltere İlkel Sosyalizmden Kapitalizme Son Geçiş: Japonya Toplum Biçimlerinin Gelişimi Osmanlı Tarihinin Maddesi Cilt I Osmanlı Tarihinin Maddesi Cilt II Osmanlı Tarihi  ("Hüseyin Himmet Kırşehirli") Fetih ve Medeniyet Dinin Türk Toplumuna Etkileri Türkiye'de Kapitalizmin Gelişimi 27 Mayıs ve Yön Hareketinin Sınıfsal Eleştirisi Allah - Peygamber - Kitap Finans Kapital ve Türkiye Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler Üretim Nedir ? Şeyh Bedreddin Metafizik Sosyolojiler İnkilapçı Münevver (Devrimci Aydın) Nedir? Deccal Kapımızı Nasıl Çalıyor ? Vatan Partisi Tüzük ve Programı İşçi Sınıfı Partisi'ne giriş İşçi Sınıfının Tarihçil Görevi Eyüp Sultan Konuşması Uyarmak İçin Uyanmalı - Uyanmak İçin Uyarmalı Oportunizm Nedir ? Halk Savaşının Planları Devrim Zorlaması, Demokratik Zortlama Türkçenin Üreme Yolları ve "Dil Devrimciliğimiz" Bilimsel Sosyalizmin Doğuşu Türkiye Köyü ve Sosyalizm Ho Amca'nın Düşündürdükleri Diyaletik ... Devamı

19 07 2011

Kaş İlçesine bağlı GÖMBE Beldesi Belediye Başkan adaylarinin bir

Kaş İlçesine bağlı GÖMBE Beldesi Belediye Başkan adaylarinin bir tanesinin bastirdigi ilandan alinmis olup, noktasina virgülüne dokunulmamistir.                                                                                   SEÇİM BİLDİRGESİ              AKP GÖMBE BELDESİ - BELEDİYE BAŞKAN ADAYI    Kaş ilçesi Çukurbağ köyü doğumlu olup orta tahsilimi Kaş orta okulunda,    Lise tahsilimi ise farklı toplumların kültürünü merak ederek incelemek    hemde değişik oğretmenlerden farklı ders verme biçimlerinden faydalanarak    kültürümü arttırmak amacı ile 4 ayrı lise den sırası ile Elmalı Lisesi, Fethiye Lisesi,    Manavgat lisesi, en son Korkuteli lisesini okuyarak tamamladım   Daha sonra Eskişehir F,K,B yani Fizik, kimya, Biyoloji Yüksek okulunu okurken    bayan bir öğretim üyesinin bana aşık olması ve bu aşıklığın kavgaya dönüşmesi   sonucu okulu terk etmeme zorlanarak okulu bitiremeden ayrıldım. Ancak geri kalan   kısımlarının kitaplarını okuyup inceleyerek bu okulu bitirmiş gibi kendimi hazırladım.    Hayatımın bundan sonraki bölümü ise İzmir'de Otel İşletmec... Devamı

19 07 2011

Ekinsel Özerklik Üzerine

Ekinsel Özerklik Üzerine Vecihi Timuroğlu Ekinde bölgesel özerklik, ulusların gerici ve karşıdevrimci burjuva sınıfınca benimsenebilir, ama toplumsalcılarca benimsenemez. Bütün dünyanın emekçilerini, o bütünleşmesi saklanmadan, evrensel barış kurulamaz. Her özerk ekin siyasası, dünya halklarını biraz daha bölmekle kalmaz, dünya emekçilerinin bütünleşmesini engeller. Sömürgeciliğin tarihini biraz daha uzatır. Devrimciler, hiçbir sömürgeci ekin siyasasına kayıtsız kalamaz. Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti’ni, azınlıkların ekinsel (kültürel) özerkliği konusunda sıkıştırıp duruyor. Kürtçe iletişim araçları, Kürtçe öğretim, bu sömürgeci baskının ürünüdür. Ulusların kendi yazgılarını belirleme hakkı, imparatorluk toplumlarına karşı ulusal bilinç belirtisidir. Roma İmparatorluğu, böyle bir hakkı ağzına almamış ama “böl ve yönet” siyasasını imparatorluğun temel siyasası yapmıştır. Sermayeci düzenin egemen olmasından sonra sömürgeci devletler, Roma’nın bu siyasasını çağdaşlaştırarak sürdürmüşlerdir. 1952 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, “halkların kendi yazgılarını belirleme hakkının, insan haklarından yararlanmanın önkoşulu olduğunu belirtti”.l960’ta bu hakkı genişleterek 1514 sayılı kararını aldı. Bu karar, “Sömürge Halklara ve Ülkelere Bağımsızlık Tanıma Bildirgesi” adıyla yayımlandı. Ne ki sömürgeci güçler, “koruma hakkı” diye garip bir kurumu da kabul ettiler. Yeni bağımsız devletler, sömürgeci bir devleti “koruyucu” olarak seçebilir! Baskı yapıyorlar... Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, bu haklardan söz ederek Türkiye C... Devamı

19 07 2011

SU FORUMU MU SUYUN BAŞINI TUTMAK MI?

SU FORUMU MU SUYUN BAŞINI TUTMAK MI?            5. Dünya Su Forumu (5.World Water Forum ) 16-22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul’ da toplandı. Dünya Su Konseyi, toplantının ana temasını “Farklılıkların Suda Yakınlaşması” olarak belirlediklerini açıkladı. BM üyesi 182 ülkeden çok sayıda devlet ve hükümet başkanı, bakan, yerel yönetici, akademisyen, çeşitli kuruluşlar ve uluslar arası şirket temsilcilerinden oluşan 30 bini aşkın kişinin bu nedenle İstanbul’ a gelmesi işin pek de sudan bir şey olmadığını gösteriyor.        Dünya Su Forumu düşüncesini ortaya atıp toplantılar düzenleyen Suez, RTW, Viole gibi dünyanın önde gelen dev şirketleri kendilerini Dünya Su Ailesi olarak tanımlıyorlar. Tekellerin amacı ülkelerin su kaynaklarının ulus devlet denetiminden çıkarılarak çok uluslu şirketlere devredilmesi, kısacası özelleştirilmesi!       İstanbul öncesinde düzenlenen 4 forumun sonuç bildirgelerine bakınca, dünyadaki tüm su kaynaklarının dev tekeller arasında paylaşılması, fiyatlandırılması ve bunlar tarafından yönetilmesi konularına ağırlık verildiği görülmektedir. Forumlarda alınan tavsiye kararlarında su havzalarının kamunun denetiminden çıkarılması, özel girişimcilere devredilmesi, devletin aradan çıkartılıp, nehir, göl, yer altı sularının metalaştırılarak tekelci sermaye tarafından pazarlanmasının yararları sıralanmaktadır.       İnsani amaçlarla düzenlendiği söylenen toplantının giderlerinin başta Dünya Su Forumu olmak üzere DSİ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ tarafından karşılandığını öğreniyoruz. Önümüzdeki yıllarda suyun, kar oranı petrolden b... Devamı

19 07 2011

HANS YEŞİLİ TÜRK OBAMASI OLARAK NASIL PAZARLANIR?

HANS YEŞİLİ TÜRK OBAMASI OLARAK NASIL PAZARLANIR?          Avrupa Parlamentosu ( AP ) üyesi Cem Özdemir, 15 Kasım 2008’ de yapılan kurultayda delegelerin yüzde 79.2’ sinin oyunu alarak Alman Birlik 90 / Yeşiller Partisi’ nin eş başkanlığına seçildi.     Özdemir’ in seçim zaferi üzerine 25 Haziran 2008’ de Avrupa Futbol şampiyonası yarı finalinde Almanya yenilgisinin karşılığını almış gibi olduk! Medyamızda günler süren haber, yorum ve röportajlar, siyasilerin kutlama mesajları, halkın sevinci, Türkiye’ yi adeta bir bayram yerine çevirdi. Cem Özdemir olmasa Tokat’ ın Pazar ilçesine bağlı 40 haneli, 300 nüfuslu Karadere Köyünü kimsenin hatırına getireceği yoktu.     Seçim sonrasında köye üşüşen muhabirler, akraba ve hemşerilerinin “Tokatlı Obama” dedikleri Cemin seçim zaferinden mutluluk duyduklarını yazdılar. Kafkas göçmeni Çerkez bir ailenin çocuğu olan Cem Özdemir’ in babasının 60’ lı yıllarda Almanya’ ya işçi olarak gittiğini söyleyen akrabası Emir Hekim (75); “ Almanya’ nın işçiye ihtiyacı olduğu dönemde Cem’ in babası Abdül Özdemir işçi olarak Almanya’ ya gitti. Orada İzmir’ li bir ailenin kızı olan Nihal Hanım ile tanışıp evlendi.”  açıklamasında bulunuyor. ( 1)      Baden-Württenberg eyaletinin Bad Urach kentine yerleşen göçmen ailenin 1965’ te doğan tek çocuğu Cem, eğitimci olmak için sosyal pedagoji okudu.1981’ de üye olduğu Birlik 90/Yeşillerde basamakları hızla tırmandı. 1994 genel seçimlerinde Yeşiller Partisinden seçimi kazanıp Federal Meclis’e giren ilk Türki... Devamı

14 04 2011

Kamuoyunda 'mini torba yasa' olarak adlandırılan, 6215 s

Kamuoyunda 'mini torba yasa' olarak adlandırılan, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanuna göre, özel güvenlik şirketlerince üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara sağlanacak koruma ve güvenlik hizmetleri, hizmetin başladığı gün mesai saati bitimine kadar ilgili valiliğe bildirilecek. Mevcut düzenlemede, ilgili valiliğe en geç bir hafta önce yazılı olarak bildirilmesi zorunluluğu vardı. Bu düzenlemeyle şirketlerin cezai yaptırıma maruz kalmalarının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Özel güvenlik şirketlerinin yanı sıra alarm izleme merkezlerinde kurucu ve yönetici olarak çalışacaklar hakkında da güvenlik soruşturması yapılacak. Güvenlik soruşturması ve ateşli silah taşımayacak özel güvenlik görevlileri hakkında yapılacak arşiv araştırması, 5 yılda bir yenilenecek. Yükseköğrenim kurumlarının güvenlikle ilgili fakülte ve meslek yüksekokullarından veya bölümlerinden mezun olanlarda, silah eğitimi dışında özel güvenlik temel eğitimi şartı aranmayacak. Mevcut düzenlemede, 5 yıl süreyle bu eğitim şartı aranıyordu. Genel kolluk kuvvetlerinden ve MİT'ten emekli olanlar ile en az 5 yıl bu görevlerde çalıştıktan sonra kendi istekleriyle görevlerinden ayrılmış olanlarda, özel güvenlik temel eğitimi şartı ile 'Silahsız olarak görev yapacaklar için en az 8 yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak' şartı aranmayacak. KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİNİN KREDİ BORCU Kanun, küçük sanayi sitelerinin desteklenmesi amacıyla verilen kredilerden kaynaklanan borçlarını ödeyemeyen girişimc... Devamı

14 04 2011

YGS'deki şifrenin şifresini çözdü

    kadınla adam yatakda konuşuyorlarmış. birden kadının telefonu çalmış.  kadın telefona bakmış. bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatmış,  yanındaki adam sormuş ' arayan kimdi?' kadın ' kocamdı, seninle  toplantıdaymış'     Melon şapkasının üzerinden kafasının kaşımaya çalışan  adamı görmüş ve yanına giderek: - Afedersiniz, siz Laz mısınız? - Evet, neden sordun? - Şapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da... - Ne olmuş yani?! Sen kıçın kaşınınca pantalonunu mu çıkarıyorsun?       Polis müfettişi incecik güzel sekretere sormuş: - Patronun neden kendini pencereden aşağı attı! 'Bilemiyorum' demiş fıstık kız: - Bana her zaman çok iyi davranırdı. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon kürk aldı, geçen ay da spor bir araba. - Eeeeee? - Bugün 3 karatlık çok kıymetli pırlanta bir yüzük hediye etti ve 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' dedi. - Peki, sen ne cevap verdin? - Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar verseniz yeter' dedim!*       Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir; -Ağam akşam rüyamda seni gördüm -Hayırdır len nasıl gördün? -İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk. -Eeee -Sonra uçak arıza yaptı ve düştü. -Hayırdır inşallah,ne oldu sonra? -Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün. -Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyad a bile belli olmuş. -Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.     Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryas... Devamı

14 04 2011

Prof. Ali Nesin: Polisler kapımı çalınca ev halkı Ergenekon’dan

Mine Şenocaklı Bekir Coşkun’un “Şifre... Badem bıyık” yazısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ufff! Ayıp! Çok üzücü. Kendini üstün gören, halkı altinsan olarak gören birinin nitelemesi. Gerçekten çok üzülüyorum. Bunu okuyunca bir badem bıyıklıya sarılıp Bekir Coşkun namına özür dilemek istedim. Eğer içten olmam gerekirse, biraz düşününce, Bekir Coşkun’u kendi sınıfımdan gördüğüm için onun namına özür dilemek istediğimi anlıyorum. Ne de olsa ben de okulda, sokakta (evde değil!) böyle bir eğitim aldım. Yobazlar, takunyalılar, kara cahiller, aydınlatılması gereken bir halk vs. Bu söylemlerdi benim yakın çevremde tekrarlanan. Bunun ne kadar yanlış bir söylem olduğunu anlamamız için kaç kez dayak yememiz gerekecek! Benim çok saygı duyduğum, babamın da sekreterliğini yapmış bir hanım var. Eski komünistlerden. Hem akıllı, hem bilgili, hem vicdanlı, herşeyiyle hayran olunacak biri. Başörtüsüne özgürlük imzamdan sonra bana çok saldırıldı. Bense hep o çok saygı duyduğum hanımın görüşünü merak ettim. Uzunca bir süreden sonra bana telefon etti ve beni kutladı. “Yıllarca nasıl yanlış yapmışız, ne kadar aptalmışız, nasıl yanlışımızı görememişiz” dedi. Ne kadar rahatladığımı anlatamam. HÜKÜMETİ ELEŞTİRMEK İSTEYEN İCRAATLARINI ELEŞTİRSİN, TÜYÜNÜ KILINI DEĞİL Bir gerçeklik payı görmüyor musunuz bu yazıda peki? Abartarak bir örnek vereyim ki mantığımın ne kadar doğru olduğu anlaşılsın. Diyelim Hitler Almanyası’nda yaşıyorsunuz ve faşistlerin büyük çoğunluğu sümük bıyıklı. Faşistleri sümük bıyıklı diye eleştirmek doğru mudur? Faşistlerin ele... Devamı

14 04 2011

CHP Türbanlı Aday Seçse Ne Olurdu?

CHP Türbanlı Aday Seçse Ne Olurdu? 14 Nisan 2011 / 07:30 Parti, türbanlı bir aday gösterse ne olurdu?   Hemen kaşlarınızı kaldırıp, “Olur mu öyle şey?” demeyin. Gelin bir tartışalım, bakalım böyle bir adım atsa bu parti ne kazanıp, neler kaybedebilirdi? Kılıçdaroğlu, türban sorununu en kolay CHP’ nin çözeceğini ve toplumun bütün kesimlerine açılacağını söylerken, böyle bir adımın hesabını acaba yaptı mı? Bugün CHP’lilerle, kafamdaki bir soryu tartışmak istiyorum. Soracağım soru son derece basit: Parti, türbanlı bir aday gösterse ne olurdu? Hemen kaşlarınızı kaldırıp, “Olur mu öyle şey?” demeyin. Gelin, tartışalım. Parti ne kazanır, ne kaybederdi? Birlikte bakalım. Bir süredir CHP liderinin konuşmalarını dinliyorum, TV’lerdeki reklamlarını izliyorum. Verdiği mesajlar son derece ilginç... - CHP toplumun her kesimini kucaklamak istemektedir... - Kimseyi ideolojisisi veya inancından dolayı dışlamayacaktır... - Türban sorununu en kolay CHP çözer ve bu çözümü getirecektir... Ardından, partinin adaylarına baktığınızda, riskli olmasına rağmen, öylesine isimler seçilmiş ki, merkez sağdeğil, sağın da ötesindeki oyların hedeflendiği açıkça görülüyor. Kılıçdaroğlu da bu kişilerin aday gösterilmesini, partinin tüm kesimlere açılmasının örneği olduğunu söyledi. Şimdi aynı sorumu sorayım: Böyle bir farklı yaklaşım sergileyen CHP, neden türbanlı aday seçmedi? Üstelik, türban konusunun eski tılsımını ve sembolik değerini yitirdiği, toplumun türbanı artık bir tehdit gibigörmemeye başladığı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan b... Devamı

14 04 2011

Ecevit'in Kesilmeyen Tırnakları ve Haberal! (VİDEO)

Ecevit'in Kesilmeyen Tırnakları ve Haberal! (VİDEO) 14 Nisan 2011 / 10:20 ‘‘Meğer senin ne güzel tenin varmış Bülent’’ POSTMEDYA ANALİZ Ergenekon terör örgütünün yöneticisi olmak suçlamasıyla tutuklu bulunan Mehmet Haberal, merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in 2002 yılındaki doktoruydu. Bülent Ecevit’in Başbakanlıktan indirilmesi için Aydın Doğan, Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Hüsamettin Özkan üçlüsünün en yoğun gayretleri sarf ettiği dönemdi 2002 yılı. O dönemde Ecevit’in hastalığı hakkında öyle şeyler yazıldı ki, insaf ve vicdan sahibi herkesi bu oyuna alet olan gazetelerden nefret ettirdi. Ecevit’e yapılan zulüm, o dönem koruma polisi olan İzmir Bağımsız Milletvekili Recai Birgün’ün ifadeleriyle Ergenekon davasına girdi. Ergenekon davasında Mehmet Haberal’a yöneltilen en önemli suçlamalardan biri de, bilinçli olarak yanlış tedavi uygulayarak Ecevit’i düşürme projesinin uygulayıcısı olmaktı. Ecevit’i iktidardan düşürme projesini yürüttüğü iddia edilen Mehmet Haberal, şimdi CHP tarafından hem de Ecevit’in memleketi olan Zonguldak’tan 1. sıra milletvekili adayı gösterildi. Konuyu fazla uzatmayalım. Bugün size bir video izleteceğiz ve arkasından 2002 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan Emin Çölaşan’ın bir köşe yazısını aktaracağız. Videoyu izleyip ve köşe yazısını okuyunca ne demek istediğimizi net bir şekilde anlayacaksınız. Video kaydında, Mehmet Haberal’a ait Kanal B’nin Ana haber bülteninde eski Hürriyet yazarı Emin Çölaşan’la yapılan bir röportaj var. ... Devamı

14 04 2011

CHP,

CHP, "rüşvetin" belgesini açıkladı CHP, Ordu Aybastı’daki, belediye başkanı, milletvekili ve iş adamı üçgenindeki yolsuzluğun ve rüşvetin belgesini açıkladı. Güncelleme:14 Nisan 2011 16:42 <_script /><_script /><_script /><_script /> ANKARA (ANKA) - CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında, Ordu Aybastı’daki, belediye başkanı, milletvekili ve iş adamı üçgenindeki yolsuzluğun ve rüşvetin belgesini açıkladılar. Olayın kasetini Başbakan Erdoğan'a da ileteceğini söyleyen Atilla Kart, suç duyurusuna hazırlanıyor. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi. -35 DAKİKALIK KASETTEKİ KONUŞMALARI DAKİKA DAKİKA ANLATTILAR- Haberin Devamı   Basın mensuplarına, milletvekili, belediye başkanı ve iş adamı arasındaki 35 dakikalık kasette yer alan görüşmedeki para alışverişini dakika dakika ve saniye saniye anlatan Kart, şöyle dedi: “Belediye Başkanı makam koltuğunda otururken, masaya bitişik şekilde ve Başkan’ın karşısında oturan (1. Kişi), kırmızı renkli dolu poşeti Başkan’a verir. (kaydın 03.12 anı) Başkan poşeti masanın sağ altına koyar (20.36). Milletvekili olduğu anlaşılan (2. Kişi) odaya girer. (1.) ve (2.) kişi öpüşür. Birinci kişi iş adamı, ikinci kişi milletvekilidir. 2. kişi torbadan para destelerini çıkarır. Kontrol eder. 11 desteyi masanın üstüne bırakır (32.45). Kalan desteleri ise poşetin içinden kontrol eder. Başkan 32.50’de masasına gelir. Sol alttaki boş poşeti alır. 33.09’da 3. poşeti masanın üstüne bırakır. Paraların olduğu poşeti 2. kişiden alır (33.16). Kırmızı poşetin için... Devamı

14 04 2011

Ergenekon Savcısı, Strasbourg'daydı / Rıza Zelyut

Ergenekon Savcısı, Strasbourg'daydı Rıza Zelyut e-mail: zelyut@gunes.com Sözünü ettiğim kişi; Ergenekon operasyonunu kastederek, 'Ben bu davanın savcısıyım.' diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'dır. Seçim yaklaşırken; şurada burada konuşup, posta atarak içeride kamuoyunu etkilemeye çalışan Sayın Erdoğan, dün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde konuştu. Oradakilerin gözünün içine baka baka; 'Türkiye'de şu an gazetecilik faaliyeti yüzünden tutuklanmış bir gazeteci bile yoktur.' dedi. Peki Mustafa Balbay'dan Ahmet Şık'a kadar bir yığın gazeteci niçin içeride? Bunlar kimi öldürdüler? Başbakan'a göre bunlar; terör örgütünün üyesi imişler. Başbakan Erdoğan suçluyor. Tam bir savcı tavrı içinde... - - - Gazeteciler, yazdıkları ile terör  örgütü üyesi oluyorlar da... - Sivas'ta insanları diri diri yakan o kara kalabalığı yönetenler; terör yapmış olmuyor. - Gazi Mahallesi'de ortalığı karıştırıp 17 kişiyi öldürenler terör yapmış olmuyor. - 28 Şubat'ta  tankları yürütenler; darbe yapmış olmuyor. - 27 Nisan'da hükümete ültimatom gibi bildiri yayımlayan o general darbeye kalkışmıyor. Amma Nedim Şener; Hrant Dink'in öldürülmesinde hükümetle bağlantılı memurların ihmali (!) olduğunu gösterince terör örgütü üyesi oluveriyor. Bu masalı; bizim düşünmeyi sevmeyen millete yedirirsiniz de Avrupadakiler pek yemez. Siyasetçinin bir operasyonda bu kadar taraf olması; adaletin ayaklar altına alındığını gösteren en acıklı olaydır. Türkiye artık, 'hukukun üstünlüğü'nden 'AKP hukuku&#... Devamı

14 04 2011

Kimsenin vicdanını rahatlatmak istemiyoruz

Kimsenin vicdanını rahatlatmak istemiyoruz 03 Nisan 2011 Haberi Paylaş   Yönetmenliğini İlksen Başarır’ın yaptığı, senaryosunu Mert Fırat ve yine İlksen Başarır’ın yazdığı 'Atlıkarınca' vizyona girdi. Festivallerden ödülle dönen filmin başrollerinde Mert Fırat, Nergis Öztürk ve Zeynep Oral yer alıyor. ‘Atlıkarınca’ hiç de alışık olmadığımız bir konuya parmak basıyor; bıçak sırtı bir meseleyi 'ensest'i beyaz perdeye aktararak izleyiciyi ‘rahatsız’ etmeyi başarıyor. Onlar da zaten seyirciyi rahatsız etmek istiyor. Çünkü, Türkiye’nin tabularından biri olan ve “kol kırılır yen içinde kalır” mantığıyla bakılan ensesti İlksen Başarır ve Mert Fırat hakkını vererek çekmiş.   Daha öncesinde ‘Başka Dilde Aşk’ filmiyle adından söz ettiren Başarır ve Fırat ikilisi, “Biz ensesti konuşurken bile utanıyoruz, korkuyoruz, çekiniyoruz. Bundan biz değil, faili utanmalı. Onun kabahatinin utancını biz taşımamalıyız” diyor. Cuma günü vizyona giren Atlıkarınca’yı konuşmak için İlksen Başarır ve Mert Fırat’la biraraya geldik... >>>>‘Başka Dilde Aşk’ın hemen arkasından yine bambaşka bir derdi konu alan filminizi çektiniz. Pek çok yerde de “tokat gibi bir film” diye söz ediliyor... İlksen Başarır: Biz yaparken hiç böyle düşünmedik, tokat gibi olsun da demedik. Planımız yoktu. İki projemiz vardı yola çıktığımızda, biri ‘Başka Dilde Aşk’ diğeri de ‘Atlıkarınca’ydı. >>>>Neden ilk yola çıkışınız ‘Başka Dilde Aşk’ oldu? İ.B: O daha hızlı ilerledi aslında. Yazım aşaması biraz daha hızlı oldu. ‘Atlıkarınca’nın taslağını bitirmiştik ama onun içini, ... Devamı

14 04 2011

Lider kültü ve Kültür Bakanı

Lider kültü ve Kültür Bakanı 14 Nisan 2011 Haberi Paylaş |   Hep seçim yazacağız önümüzdeki günlerde. Listelerin yapılış biçiminden de belli, Türkiye’de siyaset kült kişilikten ve lider kültünden bağımsız konuşulamıyor. Aslında, dünyanın tüm karizmatik liderleri, bir kült kişilik yaratmakta pek mahirdir. Ancak, ilginç olan onlar değil, etraflarındakilerdir. Kült, Latince “tapınma” anlamına geldiğinden lider kültü ve etrafındakilerin davranışını anlamakta epey yararlı bir kavram. Bu girişe, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Sümeyye Erdoğan’ın yaşadıklarını konuşurken ODTÜ’den bir arkadaşımın “Kült-ür Bakanı” vurgusu oldu. Konuyu Sümeyye Hanım’ın ağzından dinledik ve onun sözlerini veri alan epey köşe yazısı oldu. Dün de Fadime Özkan “… bilet alıp başkaca yer olmadığı için kendilerine gösterilen koltuklara oturuyorlar. Oyunla birlikte ‘oyuncunun biri’ de Erdoğan’ın karşısına geldikçe tuhaf ağız hareketleri yapmaya başlıyor. (Sümeyye Erdoğan), çikletini ağzında unuttuğunu fark ediyor ama gayet sessiz ve kendi ifadesiyle ‘normal’ şekilde çiğnediği için de devam ediyor. Ama oyuncu tacizde ısrarcı, terbiyesizleşiyor, göz kırpıyor ve hatta oyunu durdurup işi one man show’a döküyor ve izleyiciyi işaret ederek salona nutuk çekiyor!” Olayın bir “taraf”tan anlatımı böyle. Varılan sonuç da şu: Asıl olarak başörtüsünü hedef alan bir tiyatrocu, sakızı bahane ederek, inanç sahibi bir izleyiciye saldırmıştır! Bir oyunu en ön sırada izlerken sakız çiğnenir mi? tartışmasını bir yana bırakıyorum. Sümeyye Ha... Devamı

21 03 2011

Aile sigortasına destek yüzde 57

Aile sigortasına destek yüzde 57   T24 -  CHP'nin aile sigortası projesi siyasi gündemde tartışılırken, seçmenlerin büyük bölümünün projeye destek verdiği ortaya çıktı. İKSara'nın 15 gün önce yaptığı ankete göre seçmenlerin yüzde 57'si projeyi destekliyor. Ankete katılanların yüzde 16'sı projeden haberdar olmadığını belirtirken, karşı çıkanların oranı sadece yüzde 28 olarak açıklandı. Türkiye'de ilk kez GPS'li el terminali kullanılarak yaptığı kamuoyu anketleriyle adını duyuran ve New York Üniversitesi'nden Doç. Dr. Selçuk Şirin ile Okan Üniversitesi'nden Yard. Doç. Dr. Çağdaş Şirin liderliğindeki İKSara, ülkenin siyasi gündemini belirleyen konularda seçmenin nabzını tutmaya devam ediyor. İKSara'nın 8-12 Mart 2011 tarihleri arasında Türkiye'yi coğrafi ve bölgesel seçmen nüfusu bakımından temsil eden 2032 kişi üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçları açıklandı. GPS'li el terminali kullanılarak 80 il, 275 ilçe ve 26 köyde yüz yüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen ve hata payı yüzde 2.2 olarak belirtilen kamuoyu yoklaması Türkiye'nin son birkaç haftadır siyasi gündemine damga vuran konuların seçmen tarafından nasıl algılandığını gözler önüne serdi.Akşam gazetesinde yer alan haber şöyle:  8-12 Mart 2011 tarihleri arasında Türkiye'yi coğrafi ve bölgesel seçmen nüfusu bakımından temsil eden 2032 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, CHP'nin gündeme getirdiği aile sigortası projesi seçmenlerin yüzde 57'sinin desteğini alıyor. 'CHP'nin sosyal güvencesi olmayanlar için geliştirdiği 'Aile Sigorta... Devamı

21 03 2011

Yasemin Çongar Taraf ve Wikileaks'i anlattı...

    Yasemin Çongar Taraf ve Wikileaks'i anlattı...   Selin ONGUN - T24  songun@t24.com.tr  WikiLeaks, Amerikalı diplomatların yazışmalarını içeren belgeleri ABD'de The New York Times, İngiltere'de The Guardian, Fransa'da Le Monde, Almanya'da Der Spiegel, İspanya'da da El Pais ile paylaştı. WikiLeaks’in Türkiye’de işbirliği yaptığı gazete Taraf oldu. Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar’ın Britanya’da WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ile yaptığı görüşme ve imzalanan sözleşmenin ardından gazete WikiLeaks Türkiye belgelerini yayımlamaya başladı.  Yasemin Çongar, yoğunlukla 2000-2010 yıllarını kapsayan Amerikalı diplomatların yazdığı bu telgrafların, Türkiye’nin yakın tarihini anlamak için bulunmaz bir malzeme olduğuna dikkat çekiyor. Dünya gazetecilik tarihinde Wikileaks’in bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor. Çongar, daima dikkat çeken bir muhabir, yazdıkları merak edilen bir yazar oldu. 17 yaşında adım attığı gazeteciliğe Ankara’da Anka ve Cumhuriyet’te başladı.  Londra’da BBC, Washington D.C’de Milliyet için çalıştığı yılların ardından Taraf gazetesini kuran ekibin içinde yer aldı.   Taraf Gazetesi yazarı ve Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar’a sorduk:  ‘Britanya seyahatim 36 saat sürdü’ - Sunuş yazınızdan öğrendik ki, Taraf ile işbirliği yapmak isteyen WikiLeaks’ti. Taleplerini ne şekilde ulaştırdılar, ne zaman başladı... Devamı

21 03 2011

Ergenekon günlerinde "gazetecilik"

  Gazetecilerin dün İstanbul ve Ankara'daki eylemleri köşe yazılarına nasıl yansıdı? Meydanlarda "provokasyon" var mıydı?      Ergenekon günlerinde inadına gazetecilik Dün İstanbul ve Ankara’da gazeteciler olarak yürüdük ve arkadaşlarımıza sahip çıktık. Özel yetkili savcılara basın mensuplarının üzerlerindeki ölü toprağını silkmelerine yardımcı oldukları için ne kadar teşekkür etsek azdır. Ama en büyük teşekkürü gözaltına alınan meslektaşlarımız hak ediyor. (…) Neyse dün NTV yayınından çıkıp gecikmeli olarak Taksim’e vardığımda kalabalık Galatasaray’a doğru yürüyüşe geçmişti. Kortejin gerisinde İşçi Partililer vardı ve bu durum hayli can sıkıcıydı. Birçok meslektaşımın da İP’lilerin hiç de şaşırtıcı olmayan bu fırsatçılığından rahatsız olduğunu gördüm ama yapacak bir şey yoktu. Fakat onlara rağmen Beyoğlu’ndaki gösteri büyük ölçüde “basın özgürlüğü” çerçevesinde kaldı ki çok iyi oldu. Tekrar kafa karışıklığı konusuna dönecek olursak, özel yetkili savcılar ikinci bir teşekkürü, dün itibariyle bu karışıklığını büyük ölçüde gidermiş oldukları için hak ediyorlar. Önceki günkü operasyonlarda Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi “sivil”, “şeffaf” ve “demokrat” oldukları tescilli iki örnek meslektaşımızı da gözaltına almış olmaları, birilerinin maksadının üzüm yemek (yani derin devleti tasfiye) değil de bağcı dövmek (yani hoşlanmadıkları, tehdit gördüklerini tasfiye) olduğunu net bir şekilde gösterdi. İşte tam da bu nedenle dünkü yürüyüşte, Ergenekon s&uum... Devamı

21 03 2011

Ergenekon’un Doktorları

Ergenekon’un Doktorları   Bugün tıp bayramı... Peki, Ergenekon tertibinde hedef alınan doktorlarımızı hatırlayan var mı?   Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Dr. Mehmet Haberal, Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Prof. Dr. Ferit Bernay, Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Prof. Dr. Türkan Saylan ve Prof. Dr. Ayşe Yüksel. Onlar, ömürlerini insanlığın geleceğine adadıkları, Türkiye'nin aydınlık yarınlarını savundukları için hedef alındılar... PROF. DR. KEMAL ALEMDAROĞLU 1939 Trabzon doğumlu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1962 yılında mezun oldu. 1972 yılında Doçent, 1978 yılında Profesör oldu. 31 Aralık 1997'de İstanbul Üniversitesi Rektörü olarak göreve başladı. Bu görevi 2004 yılına kadar sürdürdü. 21 Mart 2008'de Ergenekon tertibiyle gözaltına alındı, 24 Mart'ta serbest bırakıldı. PROF. DR. MEHMET HABERAL 1944 Rize doğumlu. 1967’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Mesleğinde birçok ilke imza atarak Tıp bilimine önemli katkılar sundu. Başkent Üniversitesi'nin Kurucu Rektörü olan Haberal, 17 Nisan 2009'da Ergenekon tertibiyle tutuklandı. Tutukluluğu esnasında rahatsızlanan Haberal, tedavi altına alındı. Uzunca bir süre burda tedavi gördükten sonra Silivri Cezaevine nakledildi. HABERAL'IN DOKTORLARI DA TUTUKLU Haberal'ın doktorları da tutuklandı. İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Müdürü Erhan Kansız ve  Prof. Dr. Cengiz Çeliker de "yardım ve yataklık" iddiasıyla tutuklandı. PROF. DR. FATİH HİLMİOĞLU 1954 Kahramanmaraş doğumlu. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. 2002-2008 yılları arasında Malatya İnönü Üniversitesi'nin rektörü olarak görev yaptı, 13 Nisan 2009'da Ergenekon... Devamı

18 12 2010

KILIÇDAROĞLU'NDAN TÜRKİYE'YE 41 SÖZ

    18 Aralık 2010 border="0" frameborder="0" height="250" id="asd" marginheight="0" marginwidth="0" name="asd" scrolling="no" src="http://img.medyanet.cubecdn.net/hur_evalution_300x250_haber.html" style="z-index: 9" width="300">> frameborder="0" height="223" id="haber_detay" name="haber_detay" scrolling="no" src="http://ilgilihaber.hurriyet.com.tr/NewsBySection.aspx?gid=233&nid=16566571" width="300">> CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PM seçiminin yapılacağı olağanüstü kurultayda partililere hitap etti. Konuşmasında sıkça 'özgürlük' kelimesini kullanan Kılıçdaroğlu, ''Korkaklar her gün ölür, yürekliler ise bir gün'' dedi. KURULTAY SALONUNDAN RENKLİ FOTOĞRAFLAR KILIÇDAROĞLU'NDAN TÜRKİYE'YE 41 SÖZ 1- Hak ve özgürlükleri genişleten ve güvence altına alan bir Anayasa hayata geçirilecektir. 2- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılacaktır 3-DGM'lerin yerine getirilen özel yetkili mahkemeler kaldırılacaktır 4- Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kumu, Atatürk'ün vasiyetine uygun olarak eski konumuna getirilecektir 5- Medya özgür ve bağımsız olacaktır 6- Özel yaşamın gizliliği sağlanacak, telefon dinleyenlerden, korku imparatorluğu yaratanlardan hesap sorulacaktır 7- Faili meçhul cinayetler aydınlatılarak, devletin içindeki çeteler ortaya çıkarılacaktır 8- YÖK kaldırılacaktır 9- &Uum... Devamı

15 12 2010

Değinmeler

Değinmeler Dergiler arasında Kültür tanımı sanatı da, edebiyatı da kapsadığı için bir edebiyat dergisini 'kültür dergisi' anlayışıyla değerlendirmek daha geçerli bir yaklaşım olabilir. Ali Püsküllüoğlu'nun sözlüğünde kültür şöyle tanımlanıyor: 'Bir toplumun duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının topu.' Toplumbilim anlayışıyla değerlendirmek gerekirse şöyle tanımlanıyor: 'Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan ve her türlü değerlerle bunları kullanmada; sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egenmenliğinin ölçütünü gösteren araçların tümü.' Yalnızca edebiyatla ilgilenen bir dergi en azından edebiyat kültürünü vermek durumundadır. Ama doğayı da anlatsanız söz insana dayanır. Şu bilinmeyen insana toplumcu anlayışla da, inançlar bütünüyle de bakılabilir. Bu değişik bakış açıları edebiyata yeni boyutlar kazandırır. Değişik anlayışlar edebiyatın zenginliğidir. Yeter ki edebiyat değeri olan ürünler öne geçsin. MUSTAFA ŞERİF ONARAN Toplumcu gerçekçiliği savunmak, inancın gücüyle gizemli bir yolculuğa çıkmak iyidir de, kuru bilgiyle yetinmek, edebiyatın inceliklerini görmemek neye yarar! Bir dergi belli bir görüşün izini sürecekse, bu görüşünü edebiyatın gücüyle pekiştirir.   'SANAT CEPHESİ' 'Sanat Cephesi', 'Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi' alt başlığıyla yayımlanan, toplumcu edebiyatı savunan bir dergi. 'Sorun Yayınları'nı yöneten Sırrı Özt&u... Devamı

15 12 2010

Gazne Soysal'dan hikâyeler: Gündüz Hırsızları

Gazne Soysal'dan hikâyeler Gündüz Hırsızları Gazne Soysal'ın Gündüz Hırsızları adıyla kitaplaşan öyküleri, ölümünün ardından gün ışığına çıktı ve okurla buluştu. Soysal'ın öykülerindeki en büyük özelliğin kişiliklerin canlılığı olduğu gözden kaçmıyor. Bir anlamda geç ortaya çıkmış öyküler bunlar. Yaşar KEMAL Gazne Soysal'la buluşunca hep edebiyat konuşuyorduk. Özellikle Sait Faik hikâyeleri üstünde duruyorduk. Sait Faik bizim edebiyatımıza, belki de dünya edebiyatına yenilik getirmiş büyük bir ustaydı. Gazne birden fazla yabancı dile hâkimdi. Batı edebiyatlarını biliyordu. Birlikte en çok Çehov üstünde duruyorduk. Çehov'dan söz ettikçe sevinç içinde kalıyorduk. İki büyük edebiyat ustası dostum Edouard Roditi ve Sabahattin Eyüboğlu, Sait Faik'le Gogol'ün bir yakınlığı vardır diyorlardı. Roditi bu düşüncesini bir Alman radyo programında da söylemişti. Gazne'yle bu benzerliği de çok konuştuk. Yedi yıl kadar önce Selanik'e gittiğimde beni Gazne karşıladı. O sıralar Selanik'te başkonsolostu. Bu buluşma ikimizi de çok mutlu etti. İkimize de Selanik cennet oldu, ver gitsin edebiyata. Hastalığı çoktan başlamış o zaman ama bana söylemedi. Selanik'ten Ankara'ya döndüğünü duydum. Görüşemeden ölüm haberi geldi. Bir süre sonra büyükelçi olan eşi bana Gazne'nin hikâyelerini verdi. Okumaya korkuyordum. Ya o derin edebiyat bilgisi ve duyarlığı olan arkadaşımın hikâyeleri onunla birlikte ölmüşse, ne yapardım. Bunca yürekle edebiyatı seven Gazne beni ölümü kadar üzerse ne... Devamı

15 12 2010

Kemal Varol yayıma hazırladı: Demiryolu Öyküleri

Kemal Varol yayıma hazırladı: Demir ağlarla örülen öyküler Edebiyatın sağladığı sınırsız imkânlar arasında yolun, yolculuğun bir parçası olmak da var. Tren, tüm taşıma araçları içinde en insanisi olduğu için belki, edebiyata en çok yakışan yolculuklar da onunla yapılıyor. Taşıtın ritmi, yolcusuna sunduğu hem fiziksel hem de zihinsel alan yaratıcılığını besliyor ve bunu da en iyi öyküler anlatıyor. Türk edebiyatının en önemli kalemlerinin bir araya geldiği Demiryolu Öyküleri'ne katkıda bulunan yazarlar şöyle: Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Vüs'at O. Bener, Leyla Erbil, Bekir Yıldız, Oğuz Atay, Erdal Öz, Rasim Özdenören, Osman Şahin, Tomris Uyar, Nursel Duruel, Mustafa Kutlu, Cemil Kavukçu, Kadri Öztopçu, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Hasan Ali Toptaş, Ethem Baran, Ayfer Tunç, Behçet Çelik, Murat Yalçın ve Faruk Duman. Esin PERVANE Cumhuriyet öykücülüğüne demiryolu teması üzerinden bakmak sahiden iyi bir fikir. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Türkiyesi'ne, 'cumhuriyet idealleri'ne ve 'cumhuriyet nesilleri'ne bakmak demek. Çünkü demiryolu, Cumhuriyet'in hem zamanına hem mekânına ruhunu verdi. Toplumun mekân ve zaman algılarıyla, alıcılarıyla oynadı. Zafer Toprak'ın 'Cumhuriyet, Demiryolu ve Laiklik- Bir 'Modernite' Metaforu' (Toplumsal Tarih, sayı 168, Aralık 2007, s. 26-31) makalesinde belirttiği gibi tren, saat inkılabının öncüsüydü. Demiryolu ile birlikte zaman beş vakte değil yirmi dört saate bölünmeye başlandı. İnsanların gözlerini güneşin doğuşu ve batışından ayırıp alafranga saatlerine, yani Batı'ya çevirmeleri demekti bu. Dakiklik önemliydi. Treni yakalamak, ç... Devamı

15 12 2010

Sosyal Demokrasinin Ekonomi Politikası

Sosyal Demokrasinin Ekonomi Politikası Türkiye’nin en büyük sorunu bölgeler arasındaki uçurumlardır. Marmara Bölgesi’nde kişi başına 18 bin dolar olan ulusal gelirin düştüğünü, buna karşılık Güneydoğu Anadolu’da bunun 700 dolar civarında seyrettiğini görürüz. Bu açıdan sosyal demokrat parti Türkiye’de özellikle kendisinden uzaklaşan ve her geçen gün daha da fakirleşen Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik yeni bölgesel kalkınma projeleri gerçekleştirmelidir. Prof. Dr. Faruk ŞEN TAVAK Vakfı Başkanı ve REMA Yöneticisi Sosyal demokrasi Avrupa Birliği’nde büyük ölçüde bir toprak kaymasıyla karşı karşıya bulunuyor. İsveç’te Olaf Palme’nin zamanında yüzde 45’lerde dolaşan Sosyal Demokrat Parti bugün yüzde 20’lerin altında seyretmektedir. Aynı gelişmeyi Almanya’da da görmek mümkün. 80’li yıllarda yüzde 42- yüzde 43’lerde seyreden Alman Sosyal Demokratları 2010’un Aralık ayında yapılan son kamuoyu araştırmasında yüzde 21’lere düşmüş bulunuyorlar. Sosyal demokrasideki bu örneği Avrupa Birliği’nin birçok ülkesinde de görebiliriz. Haziran 2011’de gerçekleşecek genel seçimlerden önce Türkiye’de sosyal demokrasinin yeni bazı ekonomik politika oluşturmasını gerekli kılmaktadır. Bunları gerçekleştiremeyen bir CHP yine yüzde 21’lerle yüzde 28’ler arasında seyreden bir parti olacaktır. Bu konuda sosyal demokrat görüşü savunan ekonomi ve iş dünyasındaki bireylere önemli görevler düşmektedir. Bu konuda Sosyal Demokrasinin ağırlık vereceği konular neler olmalıdır? Bunları kısaca 5 ana başlıkta toplayabiliriz. ... Devamı

14 12 2010

Attilâ İlhan´ı Anlamak...

Attilâ İlhan´ı Anlamak...     Dr. Coşkun Özdemir     Atillâ İlhan paha biçilmez bir miras bıraktı. Bu mirasa sahip çıkacaklar dar ufuklu şoven milliyetçiler, dönek solcular değil, bağımsızlıkçı, aydınlanmacı, akıl ve bilimi, çağdaşlığı savunan antiemperyalizm çizgisinde buluşan yurtseverler olmalıdır.     Attilâ İlhan’ı, bu büyük yazar, büyük düşünürü 5 yıl önce bu tarihlerde yitirdik. En çok şiirleri ile etkilemişti toplumu... “Ben Sana Mecburum”, “Ne Kadınlar Sevdim Zaten Yoktular”, “Sisler Bulvarı”, “Elde Var Hüzün” şiirlerini unutmak mümkün mü? Orhan Bursalı onu “söz ve anlam büyücüsü” olarak anıyor.   Bursalı’ya göre iyi şair en iyi büyücüdür, dizeleri ile sizi, benliğinizi sarıp sarmalar. Gerçekten büyüleyiciydi Attilâ İlhan’ın şiirleri... Ama yalnız şiirleri mi? Yazıları da çok çarpıcı, çok etkileyici, çok düşündürücü ve aynı zamanda tepkiler yaratıcıydı. Romanlar, senaryolar, denemeler yazan, “Hangi” diye sorarak bir kitaplar dizisi hazırlayan, yazın yaşamımızın bir büyük üretici ve yaratıcısı. 1996’da Cumhuriyet’te yazmaya başladı. Tam 9 yıl, ölümüne kadar...   Arka sayfada haftanın 3 günü birbirinden ilginç, iddialı yazılar. TV’de ikinci kanalda yaptığı söyleşilerin tiryakisi pek çoktu. Güzel anlatıyordu, Türkçeyi çok g&uu... Devamı

13 12 2010

Ezgileri Susturulamayan Bir Yürek: Ruhi Su

Ezgileri Susturulamayan Bir Yürek: Ruhi Su               “Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi”…   Çarpık düzen ve bununla birlikte halk kültürünün yozlaşmaya yüztuttuğu bir dönemde bütün zorlukları göze alarak geçmişin direncini taşıyan kültür mirasını sahiplenen ilk isimdir Ruhi Su. Halkıyla bütünleşmek,  sanatçı yönüyle toplumsal sorunlara karşı bilinç uyandırmak adına çıktığı bu zorlu yolda kendisine ödetilen bedel baskı ve yıldırmalarla geçen koca bir yaşam olmasına rağmen çok iyi bildiği ve geliştirmeyi başardığı geçmişten aldığı direniş geleneği onurlu duruşundan  hiç ödün vermemesini sağladı. Aramızdan ayrıldığı 20 Eylül 1985’ten bugüne tam 20 yıl geçti…     Muhalif müziğin sesi 1960’larda yükselir. Köroğlu, Pir Sultan, Dadaloğlu gibi ozanlara dayanan muhalif halk müziği geleneği o yıllarda yeniden etkinliğini Ruhi Su sayesinde sürdürür. Dünya müziği ve geleneksel halk müziği arasında bir köprü kurma misyonunu başarıyla yüklenen usta ozan sergilediği devrimci duruşuyla da tıpkı Pir Sultan gibi, Dadaloğlu ve Köroğlu gibi egemenlerin hedefi olur.               1951 yılında tutuklanıp aylarca işkenceler görür. Tam 5 yıl değişik hapishanelerde tutsak edilir. Sonra sürgün, gözaltı… Yurt dışına tedavi görmek için gitmesini bile  engellerler.     Bugün az sayıda devrimci sanatçının örnek aldığı ... Devamı

13 12 2010

ÖDP'li Taş: Yumurta, İktidara Atılır Yazarlara Değil

  ÖDP'li Taş: Yumurta, İktidara Atılır Yazarlara Değil Yumurtalı eylemlerin en sonuncusu İHD'nin "Çok kültürlülük perspektifinde barışın dilini kurmak" panelinde gerçekleşti. Eylemi ÖDP'li gençlerin yaptığı yazıldı. Ancak ÖDP Genel Başkanı Taş, "ÖDP'nin eylemi değildi. Onaylamıyorum. Yumurtalar, iktidara atılmalıydı" dedi. Berivan TAPAN berivan@bianet.org   İstanbul - BİA Haber Merkezi 13 Aralık 2010, Pazartesi         İnsan Hakları Derneği (İHD) Çanakkale Şubesi'nin düzenlediği "Çok kültürlülük perspektifinde barışın dilini kurmak" panelinde katılımcılar izleyiciler arasındaki bir grubun yumurtalarına hedef oldu. Taraf yazarı ve Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesi Roni Margulies ile Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdulah Demirtaş, insan hakları savunucusu Kostas Argalitois, Batı Trakya eski milletvekili Mustafa Mustafa'ya boya ve yumurta fırlatan grup, "1, 2, 3 daha fazla yumurta" yazılı pankart açtı. Margulies daha önce de İstanbul'da ailesiyle yemek yerken üzerine boya dökülmüştü. İzmir'de "Yetmez ama Evet" panelinde de diğer konuşmacılarla birlikte saldırıya uğramıştı. Taş: ÖDP'nin eylemi değil Yumurta atanların "ÖDP ve Öğrenci Kolektifi üyesi" olduklarına ilişkin basında çıkan haberlerin aksine Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş, bu kişilerin ÖDP'li değil Gençlik Muhalefeti üyeleri olduğunu söyledi. "Bu gençler aynı zamanda ÖDP'ye üye olabilirler. Ama eylem, ÖDP adına yapılmadı, ÖDP'nin bir eylemi de de... Devamı