13 07 2016

UMUDA YOLCULUK / ÖYKÜ / SILA KAYIKÇI

Sıla Kayıkçı'nın ödül alan öyküsü:
UMUDA YOLCULUK

          Nehir kıyısındaki kaygan, yapışkan çamurların ortasında koskocaman bir yaratık dikiliyordu.
Şişko Patates dedikleri su aygırından başkası değildi bu.
         - Hey merhaba, dedi Şişkopatates.
         - Bu saatte nereye böyle?
          - Gizli planlarım, zekice hilelerim var, dedi timsah. Şişkopatates’in bedenini bir sarmaşık gibi sarmıştı merak.
          -Ne demek istiyorsun? Açıklar mısın? dedi iri gözlerini daha da büyüterek.
          -Siyahı, beyaz yapacağım dostum, dedi timsah kendinden emin bir edayla. Şişkopatates yine bir şey anlamamıştı timsahın bu afilli sözlerinden. Kafasını iki yana salladı, nasıl yani
dermişçesine .
          - Demek istediğim şu ki, insan denen yaratıkların soyumuzu yok etmelerine engel
olacağım. Doğaya verdikleri bu büyük tahribatla sadece bizim değil, kendi sonlarını da
hazırladıklarının farkında bile değiller.
          - Bize bunu neden yapıyorlar? Biz onlara ne yaptık ki? Dedi Şişkopatates.
          - Haklısın dostum, insanları anlamak gerçekten mümkün değil. Üzülerek söylemeliyim ki
kalıba sokulan beyinleri, düşünce yetilerini kullanmalarına izin vermez olmuş. Sadece
bizim değil birbirlerinin de özgürce yaşama hakkını elinden alıyorlar. Bir hiç uğruna katlediyorlar
doğayı, bitkileri, hayvanları ve korunmasız zavallı çocukları… İnsanlık kötüye gidiyor arkadaşım!
İnsanlık giderek korkunç bir hal alıyor. Hemen bir önlem almazsak, çok geç olabilir. Umutsuzca
başını öne eğdi Şişkopatates. Her zaman yüzünden eksik olmayan gülümsemesi de çoktan
kaybolup gitmişti.
          Benim bir planım var lakin bunu sana anlatamam. Sadece şunu söyleyebilirim: Siyaha
bürünmüş beyinlerini beyaza çevirmenin yollarını arayacağım. Onları, etkisinde oldukları bu kara
büyüden kurtaracağım!
          -Sen mi yapacaksın bütün bunları? dedi Şişkopatates alaycı bir ifadeyle.
Timsah:”Evet ben yapacağım.” dedi sesini bir hayli yükselterek. Bunu başarmak zorundayım. Ve
nehirin serin sularında kaybolup gidiverdi usulca, bir hoşça kal bile demeden. Şişkopatates’in
içini birden bir hüzün kapladı. Acaba bir daha görebilecek miydi sadık dostunu.
          Günler günleri kovalarken, su gibi akan zamanın hızına şaşmamak lazım. Tamı tamına 2 ay geçmişti, bu iki kadim dostun sohbetinin ardından. Ve timsahtan hala bir haber yoktu.
          Şişkopatates’in korktuğu başına gelmişti. Sonunda kararını verdi ve bir şafak vakti arkadaşını bulmak ümidiyle yola koyuldu.
          Nehirde bir kuğu edasıyla süzüleceğini umarken, iri cüssesiyle azgın dalgalarla adeta
savaşıyordu. Kıyıya yaklaştıkça suyun kirlendiğini fark etti. Doğru yoldayım diye geçirdi içinden:
Denizi bu denli kirleten insandan başkası olamaz! Büyük bir mücadelenin ardından, kahramanımız nihayet bir limana ulaştı. Limanın siyaha boyanmış sularında dev gibi gemiler, kulakları sağır eden sirenlerini birbirleriyle yarışırmışçasına hiç durmadan çalıyorlardı. İnsanlarınsa kimi sağa, kimi sola koşuşturup duruyordu. Müthiş bir gürültü vardı fakat kimse kimseyle konuşmuyordu. Şişkopatates’i asıl şaşırtansa; bu kusursuz varlıkların gözlerinden alınmış sevgi ve yüzlerinden silinmiş gülümsemeydi. Adeta bir robotu andırıyorlardı bu halleriyle. Kendileri gibi yaşam alanları dataşlaşmıştı. Ne yana baksa beton yığını binalar görüyordu birbiri ardına sıralanmış. Yeşilden eser bile yoktu. Nefes almakta zorlanıyordu Şişkopatates. Ama bunun nedeni sadece kirli hava değildi. Hıçkırığı boğazında düğümlemişti.
          Saklandığı yerde kara kara düşünürken, bir ayak sesiyle irkildi, ürkek su aygırı. İki bayan
ona doğru yaklaşıyordu. Kaçacak vakti de yoktu zavallı hayvanın. Kalbi yerinden çıkacakmışçasına çarpıyordu. Korkuyla kısılan gözleri kadınların ayağındaki timsah derisi ayakkabı ve üzerlerindeki hayvan postu mantoları görünce dehşetle büyüdü. Acıyla doldu yüreği. Ah benim biricik dostum diye geçirdi içinden. Sen sevgi tohumları ekmek istedin gönüllerine. Oysa onların çorak kalplerinde toprak kalmamış…

------------------------------------------------------------------------- 

Can Çocuk Yayınları ve Şile 75. Yıl Ortaokulu işbirliğiyle düzenlenen  “Öykü Yazma Yarışması”nda, Bahçeşehir Kampüsü 6. sınıf öğrencimiz Sıla Kayıkçı’nın yazdığı “Umuda Yolculuk” adlı öykü İstanbul 1.si seçildi. Öğrencimiz, tablet bilgisayarla ödüllendirildi. Öğrencimizi ve Türkçe Öğretmenimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

53
0
0
Yorum Yaz